363 ) TÜRKİYE’NİN DOĞUSUNDA SİVİL UYANIŞ !..

       

   Kars’ın da mütareke hükümlerine dayanılarak işgal edileceğini bilen Kars ileri gelenleri Kars’ın işgaline meydan vermemek için Wilson Prensipleri’nden de cesaret alarak, 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’nın da teşvikiyle 5 Kasım 1918’de “Kars Milli İslam Şurası” adlı bir örgüt kurdular. Nitekim bu heyet İngiliz heyetinin şehre ayak basmasının üzerinden 3 gün geçtikten sonra toplanarak ilk kongresini yaptı. I.Kars Kongresi adıyla tarihe geçen bu kongrede 8 kişilik Muvakkat Heyet ile Milli İslam Şurası Merkez-i Umumisi adıyla yeni bir hükumet kurulmasına karar verildi. Kurulan bu hükumet, ilginçtir, İngilizler tarafından da tanındı !.. Şura, 30 Kasım-2 Aralık 1918 tarihleri arasında tekrar toplandı ve II. Kars Kongresi’ni yaptı. Mahalli temsilcilerden oluşan 60 kişinin katılımıyla toplanan kongrede bazı kararlar alındı. Alınan kararlar hakkında İstanbul’a da bilgi verildi. Ancak hükumet ortaya konulan isteklerin yerine getirilemeyeceğini bildirdi. Kongrenin bitiminden iki gün sonra 4 Aralık 1918’de, doğu vilayetlerinin sesinin başkentte  daha gür yankı bulması için İstanbul’da Vilayat-ı Şarkiye Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. 
   Bu arada 17 Ocak 1919’da toplanan kongrede alınan karar gereğince, başında Cihangirzade İbrahim Bey’in bulunduğu Cenubi Garbi Kafkas Hükumeti kuruldu. 

   Kars’ta alevlenen bu azimli çıkış karşısında, Harbiye Nezareti “Şura milis kuvvetlerinin Elviye-i Selase’de (Batum-Kars-Ardahan) Türkleri korumalarına dair emir” verdi. İngilizler, Kars Milli İslam Şurası’nın bölgedeki faaliyetlerinden zamanla rahatsız oldular. Nitekim Amiral Calthorpe, Sadrazam Damat Ferid’e bir mektup gönderdi ve “Erzurum ile Sivas arasında ‘Şuralar’ tarafından asker kılıklı birlikler silah altına alınmıştır” dedi. Nitekim çok geçmeden İngilizler, 15 Nisan 1919’da Kars’ı işgal ettiler ve Şura’nın çalışmaları sonucu kurulan Cenubi Garbi Kafkas Hükumeti binasını kuşatarak, üyelerinden 12 kişiyi tutukladılar ve trenle önce Batum’a, oradan da Malta’ya gönderdiler.
   Bu arada Ardahan’da düşman işgalini engellemek için ilki 3-5 Ocak, ikincisi 7-9 Ocak 1918 tarihleri arasında olmak üzere iki kez kongre toplandı ve bir kısım kararlar alındı. Fakat Gürcü ordusu, Milli Şura kuvvetlerini bozarak Kars’ın ardından 20 Nisan 1919’da Ardahan’ı da işgal etti..
   İngilizler bu arada Batum’u da işgal ettiler. Osmanlı Hükumeti bu işgali kabul etmedi ve Batum ve çevresinde Osmanlı egemenliğinin süreceğini ilan etti..
   Olayların gelişimi yine Osmanlı hükumetinin dediği gibi olmadı ve Batum’a gelen iki İngiliz savaş gemisi 19 Aralık’ta Batum’u kontrol altına aldı. 24 Aralık 1918’de ise İngiliz askerleri şehre girdi ve buraya bir askeri vali tayin olundu. İngilizlerin atadığı valinin kontrolü altında olmak şartıyla şehrin idaresi çeşitli milletlerden oluşan bir heyetin idaresine bırakıldı. 20 Aralık’ta Batum’un Osmanlı egemenliğinde olduğunu ilan eden Osmanlı hükumeti, 29 Aralık’ta Batum Mutasarrıflığı’na gönderdiği talimatla, “Batum’un İngilizlere teslimini ve memurların dönmelerini” istedi. Maalesef bu güzel topraklarda da Osmanlı idaresi böylece sona erdi…
   Batum’daki İngiliz işgali talihsiz bir dönemde gerçekleşti. O sırada Batum’da, doğudaki Türk kuvvetlerinden terhis edilen 25.000 kişi geri çekilmek üzere bu şehirde toplanmış bulunuyordu. İngiliz işgalinden sonra bu insanlar kışlalarından atıldılar, depolarındaki her çeşit malzeme ve teçhizatlarına el konuldu. Bu yetmiyormuş gibi, subay ve erlerin üzerleri aranarak özel eşyaları bile yağmalandı, gasp edildi. Mevsimin kış olması nedeniyle araç temin edilemedi ve birliklerin vasıtalarla geri dönmesi için imkan bulunamadı. 
   Osmanlı Hükumeti yaşanan bu acı durumu sona erdirmek üzere hemen devreye girdi. 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa ile İngiliz General G.F.Walker, Kars tren istasyonunda 7 Ocak 1919’da buluştular. İngiliz general bir kısım isteklerde bulundu. Bunlar arasında, “Ardahan ve Batum’da bulunan 13.000 Türk askeri için bir aylık yiyecek hakkı olan 400 ton yiyecek dışında, bütün gıda maddelerinin terk edilmesi, Kars’ın 12 Ocak’ta İngilizlerce işgal olunacağı ve idaresinin bir Ermeni heyete teslim edileceği ve Üç Sancak’ın (Kars-Ardahan-Batum) 25 Ocak’a kadar tamamen boşaltılması” da vardı..

 Yakup Şevki Paşa

   Sonuçta yine İngilizlerin istediği oldu. Deniz aracı bulunamadığı için 5. Kafkas Tümeni’nin ilk kademesi Batum’dan kara yoluyla yürüyerek hareket etmek zorunda kaldı. Mevsimin kış olması işleri çok zorlaştırdı. Ermenilerin de etkisiyle İngilizlerin erzak ambarlarına el koyması ve Türk askerine çok az miktarda yiyecek bırakılması büyük güçlüklere sebep oldu. Dahiliye Nezareti’ nden yayınlanan bir tamimle, “Kars, Ardahan ve Kağızman ile bölgede bulunan diğer mahallerdeki memurların geri dönmesi” istendi. Fakat bütün bu güçlüklere rağmen 9. Ordu, 25 Ocak 1919’da bütün teçhizatıyla “93 sınırları gerisine” çekilmeye muvaffak oldu. Kars ve Ardahan yöresindeki yiyecek ve cephanelerden önemli bir kısmı götürülebildi. Ayrıca ordunun boşalttığı bu yerler milli teşekküller tarafından yavaş yavaş doldurulmaya başlandı. Fakat milli teşekküllerin buralardaki ömrü de kısa oldu ve bu toprakları Ermeniler ve Gürcüler işgal etmeye başladılar. 
   Örneğin, İngilizlerin 17 Temmuz 1920’de boşalttığı Batum’u bu kez Gürcüler işgal ettiler. Yüzyıllar boyu çeşitli defalar Rus işgali gören ve zulme uğrayan Doğu’nun çilekeş halkı yine kaderiyle baş başa kaldı. İstanbul Hükumeti tarafından yapılan açıklamada ise, “Osmanlı Devleti mütareke akdine mecbur olarak, barışın ağır şartlarını hafifletme ve içerideki gaileleri teskin ile uğraştığından, sınır boylarındaki olaylarla uğraşamayacağı ve bu konuda siyasi yoldan gayret göstermeye çalışacağını” ifade etti. Bu konuda da yapılacak bir şey kalmamış ve Anadolu’nun bir köşesi daha düşman postalının altında ezilmeye mahkum hale gelmişti. 
   3 Nisan 1919’da 9. Ordu lağvedildi ve yerini 15. Kolordu aldı. Yakup Şevki Paşa, İstanbul’a çağrıldığı sırada yöredeki Türkler, paşanın İstanbul’a gitmeyerek başlarına geçmesini teklif ettiler. Çünkü Erzurum, Ermeni tehdidi altındaydı ve yakın geçmişte meydana gelen olaylardan dolayı Türkler büyük bir tedirginlik içindeydiler. Fakat, Paşa sıhhi durumunun uygun olmadığını ve İstanbul’a gitmek durumunda bulunduğunu söyledi. İstanbul’a geldikten sonra uzun süre kendisine görev verilmeyen Yakup Şevki Paşa, 2 Nisan 1920’de tutuklanarak diğer arkadaşları gibi Malta’ya götürüldü..




KAYNAKÇA :

-M. Fahrettin Kırzıoğlu, “Milli Mücadele’de Kars”, I.Kitap, s.8, s.9, s.88, s.956-957-958 -991 ;
-Sami Önal, “Milli Mücadele’de Oltu”, s.40, 42 ve s.44 ;
-BOA, DH-ŞFR, Dosya : 99, Belge : 49 ;
-Tevfik Bıyıklıoğlu, “Atatürk Anadolu’da”, s.23 ;
-Tuncer Baykara, “Milli Mücadele”, s. 37-42-43 ;
-Gotthard Jaeschke, “Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri”, C.1, s.9, s.26 ;
-Reşat Ekrem Koçu, “Osmanlı Tarihinin Panoraması”, s. 229 ;
-Paul Helmreich, “Sevr Entrikaları”, s. 254-255 ;
-BOA, DH-ŞFR, Dosya : 95, Belge :298 , 54 ve 13;
-“Harp Tarihi Vesikaları Dergisi”, Sayı : 48, Belge : 125 ; Sayı : 41, Belge : 973, 976, 980 ; 
-Selahattin Tansel, “Mondros’tan Mudanya’ya” C.1 s.54 ;
-Tevfik Bıyıklıoğlu, “Osmanlı ve Türk Doğu Hudut Politikası”, s.22 ;
-BOA, DH-ŞFR, Dosya : 101-19, Belge : 152 ; Dosya : 102-115
-Falif Rıfkı Atay, “Atatürk’ün Hatıraları (1914-1919) “, s.78 ; 
-Ali Fuat Cebesoy, “Milli Mücadele Hatıraları”, s.27 ;
-“Türk İstiklal Harbi”, C.1, s.48 ;
-Prof. Dr. Osman Özsoy, “Saltanattan Cumhuriyete Kurtuluş Savaşı”, s.75-76-77 

    

Leave a reply:

Your email address will not be published.