346 ) MONDROS’TAN SONRA KURTLAR SOFRASI !..

   Tevfik Paşa hükumeti zamanında Osmanlı Devleti aleyhine olan faaliyetlerde bir artış meydana geldi. Ahmet İzzet Paşa’nın istifasından hemen bir gün sonra, taraflarca imza edilen bir sözleşme ile İskenderun’un durumu hakkında bir karara varıldı. Buna göre ; İskenderun’da Osmanlı mülki idaresi devam edecek ; polis ve jandarma eskisi gibi görev yapacak ; fakat Osmanlı ordusu burayı terk edecek ve bundan sonra da, Halep’e erzak götürmek üzere kasabaya bir İngiliz müfrezesi çıkacaktı. 
Nitekim 9 Kasım 1918 günü saat birden sonra İskenderun’a 15 kişilik bir İngiliz müfrezesi ayak bastı.

                               

   11 Kasım 1918’de, açlıktan ve yokluktan dolayı erzak ambarı önünde birikmiş olan halkın yaptığı gürültüyü bahane eden Fransızların Cautelas Torpidosu Komutanı David Beauregard, şehirde bulunan Türk memur, polis ve jandarmaların şehri derhal terk etmelerini istedi. İlgililer bu tebliğe uyarak kasabayı terk ettiler. Halbuki İstanbul Hükumeti memurlarına yerlerini terk etmemeleri için gerekli direktifleri vermişti. Bu sebeple Kaymakam ve Liman Reisi görev yerlerine dönmesi için İskenderun’a geri çevrildi. Fakat memurlar bu defa da Torpido komutanı tarafından tutuklandılar, şehrin içinde süngülü askerlerce dolaştırılıp “teşhir” olunduktan ve bir ahırda 24 saat aç tutulduktan sonra, asker muhafazasında bir kayığa bindirilerek Payas’a tart edildiler..
  Bu davranış Türk komutanlarını çok üzdü. Hatta 2. Ordu Komutanı Nihat Paşa, Fransız subayını “İngiltere’nin Filistin Ordu Başkomutanı”na şikayet ederek cezalandırılmasını istedi. Ancak bu şikayetten bir sonuç alınamadı. Aksine aynı subay, Kırıkhan mevkiindeki Türk silah ve cephane depolarına da el koydu. Halbuki “Filistin cephesindeki ordumuzun elindeki bütün silahların alınmaması” için İngilizlerle bir anlaşmaya varılmıştı. Onun için 18 Kasım 1918 tarihinde bu Fransız subayı tekrar şikayet edildi ve hareketlerini sürdürdüğü taktirde iki taraf arasında istenilmeyen durumların meydana gelebileceği hatırlatıldı. Fakat girişilen bütün bu teşebbüslerden herhangi bir fayda ve sonuç alınamadığı gibi, İngilizler, Osmanlı hükumetinden daha başka isteklerde de bulunmaya başladılar. 
  İngilizler, Osmanlı hükumetine gönderdikleri bir yazıyla Adana’nın derhal boşaltılmasını istediler. Bu konudaki istek bizzat Amiral Calthorpe tarafından yapıldı. İngilizlerin Osmanlı hükumetinden talepleri şöyle sıralanıyordu :

1. ) Türk askerleri, 1 Aralık 1918 tarihine kadar Ceyhan nehrinin batısına çekilecek. Pozantı’nın kuzeyine kadar yapılacak çekilme ise 15 Aralık 1918 tarihine kadar tamamlanmış olacak..

2. ) Çekilen kuvvetler ellerindeki tüm silahları bırakacaklar ve terhis edilecekler..

3. ) Osmanlı erzak depoları ve bu işle ilgili müesseseler tahrip edilmeksizin bırakılacak..

4. ) Halep-Toprakkale demiryolundan İngilizler serbestçe yararlanacaklar…

  Hemen bir gün sonra da, Fransız Albayı Raymond şehre geldi ve şehrin Fransız askerleri tarafından işgal edileceğini bildirdi. 
  Bu istekler mütareke hükümlerine aykırıydı. Çünkü mütarekenin 16. maddesine göre, Kilikya’daki Türk kuvvetlerinin “güvenliği korumak için gerekli olanlar dışında kalanlarının İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı ile yapılacak müzakereler sonunda kararlaştırılacak şekilde geri çekileceği” kabul olunmuştu. 
  Fakat şimdi Türk birliklerinin tek taraflı olarak Pozantı’ya kadar olan toprakları boşaltılması isteniyordu. Osmanlı Devleti bu konuda yaptığı girişimlerden de bir sonuç alamadığı gibi, İngilizler tarafından verilen bir nota ile karşılaştı !.. İngilizler verdikleri bu notada, “İstekleri karşılanmazsa gerekirse yeniden savaşabileceklerini ve böyle bir durumda Osmanlıların bu işten daha zararlı çıkabileceği” tehdidinde bulundular. 
  Beklemediği bir tehditle karşılaşan Osmanlı Hükumeti, Adana havalisinin Pozantı’ya kadar boşaltılmasını zorunlu gördü. Böyle bir durumda, silahların hiç olmazsa bir kısmının kurtarılması için Harbiye Nezareti tarafından 2.Ordu Komutanlığına bir yazı yazıldı. Yazıda, “Toroslar’ın güneyinin boşaltılması müzakerelerinin yapıldığı şu sıralarda, elde bulunan malzemelerin bir an evvel daha güvenli yerlere nakillerinin yapılması” isteniyordu. 
  Bu emri alan 2. Ordu Komutanı Nihat Paşa, biraz zaman kazanmış olmak için Suriye İngiliz Ordusu Başkumandanlığı’na bir yazı gönderdi ve “Türk ordularının geri çekilmesi konusunda İstanbul’la yapılan yazışmalar yüzünden 12 günlük bir zaman kaybettiklerini ve nihai geri çekilme tarihinin 15 Aralık’tan 26 Aralık’a alınmasını ve Osmanlı orduları savaş sırasında zaten çok sayıda silah malzemesini kaybettiği için, askerlerin elinde mevcut silahlarının geri alımından vazgeçilmesini” istedi. Böylece, Toroslar’ın güneyinde çok miktarda savaş malzemesi kaldı..



  Bu sırada İtilaf Devletleri eline geçen Osmanlı malzemelerinin dökümü, yaklaşık olarak, şöyleydi : 

Güney bölgesinde 126 vagon dolusu erzak, mühimmat ve teçhizat..
Pozantı’da tamire muhtaç 120 yük otomobili, 25 araba..
Ayrıca ; 30 vagon kadar piyade topçu cephanesi, 15 vagon benzin, 2 deniz uçağı ile birkaç ton giysi..

   Yaklaşık olarak altı ay sonra Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ; otomobil ve benzin bulabilmek için çektikleri çileyi düşününce; hele Kurtuluş Savaşı sırasında giyecek doğru dürüst üniforma bulamayan, büyük çapta cephane sıkıntısı çeken Mehmetçikleri düşününce, insanın içini bir sıkıntı kaplıyor değil mi ?..

KAYNAKÇA : 
“Türk İstiklal Harbi” C.1, s.62, 66 ve 75 ; “Harp Tarihi Vesikaları Dergisi”, S.29-30, Belge : 754-763 ; aynı dergi, S.31, Belge :775 ve 780 ; Hikmet Bayur, “Atatürk, Hayatı ve Eseri”, s.240 ; Damar Arıkoğlu, “Hatıralarım”, s.72 ; Paul Helmreich, “Sevr Entrikaları”, s. 255 ; Selahattin Tansel, “Mondros’tan Mudanya’ya” C.I s.48 ; Prof.Dr. Osman Özsoy, “Kurtuluş Savaşı” s.70-72  

Leave a reply:

Your email address will not be published.