341 ) YENİ OSMANLILAR ( JÖN TÜRKLER ) …

 Daha sonra Yeni Osmanlılar olarak anılacak olan İttifak-ı Hamiyet Cemiyeti’nin kurucuları;Sağır Ahmetbeyzade Mehmet,Mehmet Kayazade Reşat, Menapirzade Nuri, Suphi Paşazade Ayetullah ve Namık Kemal’dir. 
 Cemiyetin ilk toplantısı,Boğaziçi’nde Ahmet Bey Yalısı’nda gerçekleşmiştir. Ziya Bey (Paşa),Ali Suavi ve Ebüzziya Tevfik gibi isimler de sonradan cemiyete üye oldular. Bu gençlerin ortak özelliği,devlet dairelerinde ve bu arada Tercüme Odası’nda yetişmiş varlıklı aile çocukları olmalarıydı..
 İtalyan Carbonari hareketinden esinlenen cemiyet, İtalyan Büyük Mason Locası’nın desteğinde çalışmaktaydı.
 Osmanlı Devleti’ni yıllarca uğraştıran Mısır Hıdivi Mehmet Ali Paşa’nın torunu ve sonraki Hıdiv İsmail Paşa’nın kardeşi olan Mustafa Fazıl Paşa; her Mısır prensi gibi eğitim için İstanbul’da bulunuyordu. Babası İbrahim Paşa ölürken oğluna 2,5 milyon altın lira bırakmıştı. 
 Kurallar gereği, iktidardaki Hıdiv olan İsmail Paşa’dan sonra Mustafa Fazıl Paşa’nın Hıdiv olması beklenirken; 1866’da Sultan Abdülaziz’e başvuran İsmail Paşa, Hıdivlik tayininde veraset yönteminin değiştirilmesi talebinde bulunmuş ve bu da kabul görmüştür. Böylelikle hıdivliğin babadan oğula geçmesi onaylanmış oluyordu. Böylece Hıdiv olma şansını yitiren Mustafa Fazıl Paşa, Padişah’a düşman oldu..
 Hıdiv İsmail Paşa “sus payı” olarak kardeşine birkaç milyon altın daha vermiş,              Sultan Abdülaziz de gönlünü almak amacıyla 1866’da Mustafa Fazıl Paşa’yı “Meclis-i Hazain” (Devletin maliye işlerini yeniden düzenlemek için 1864’de oluşturulmuş olan kurul) başkanlığına getirdi. Ancak Mustafa fazıl Paşa, hıdivlikteki veraset sisteminin değiştirilmesinde etkisi olduğuna inandığı, Fuat Paşa ile çatışınca, üç ay sonra bu görevden uzaklaştırıldığı gibi ülke dışına sürülmüştü. Osmanlı tarihinde hudut dışına sürülen ilk kişi olan Mustafa Fazıl Paşa, maruz kaldığı bu davranıştan sonra devlete küserek intikam almak için yollar aramaya başlamıştı..

     

   Paris’e giderek, Şanzelize’de görkemli bir eve yerleşen Paşa, burada Osmanlı muhalefetinin finansörlüğünü yapmaya başladı. Yeni Osmanlı liderlerinden Mehmet Bey’in de yazarlığını yaptığı, “La Liberte” gazetesinde bir yazı yazdı. 1866’da kaleme alınan bu yazı aslında Sultan Abdülaziz’e bir mektuptu. Yönetimin değişmesi, Ali ve Fuat paşaların görevden alınmasını talep ediyor, yapılması gereken reformların bir programını sunuyordu !. 1867 Mart ayında gazetede yayımlanan bu mektup daha sonra İstanbul’da Yeni Osmanlılar’dan Sadullah Bey tarafından tercüme edilerek elli bin adet basılarak dağıtıldı. İstanbul’daki birçok Avrupa gazetesi tarafından da aktarılan mektup geniş yankılar uyandırdı..
 Mektubun bu kadar geniş yankılar uyandırmasının asıl nedeni, ilk defa Müslüman bir paşanın Müslümanların halifesine laik bir idare kurması için öneride bulunmasıydı..  

  İngiltere’de 1853’de kurulan ve 1876’ya gelirken yirmi bir şubesi bulunan Foreign Affairs Committees (Dış İşler Cemiyetleri) mensupları ve özellikle bu cemiyetlerin fikir babası, Türk dostu David Urquhart, (yukarıda) tamamen bu görüşün aksi görüşler öne sürüyordu. O ve arkadaşları, Osmanlı Devleti’nin aslında mükemmel bir düzene sahip olduğunu, Avrupalıların parmak sokması ile bu düzenin bozulmaya başladığını ve bunun ikinci dereceden sorumlusunun da, Avrupalıları dinleyen Osmanlı devlet adamları olduğunu söylüyorlardı. 
 “Diplomatic Review” gazetesine yazdığı bir mektupta, Mustafa Fazıl Paşa’nın Sultan’a yazdığı mektuba tepkisini belirttikten sonra, Paşa için de şunları yazmıştı : “Kendisi anormal derecede çok servete sahip, fakat her türlü idrakten yoksun ve Türk karakterinden asla nasibi olmayan, sahip bulunduğu serveti, Paris’te Avrupa’nın her türlü ahlaksızlığına bulaşarak harcayan bir adamdır..” demektedir.
  Mustafa Fazıl Paşa ile İstanbul’daki Yeni Osmanlılar arasındaki ilişkiyi sağlayan, “Courrier d’Orient” gazetesinin kurucusu Jean Pietri’dir. Avrupa’dan Türkiye’ye kaçan Pietri, Carbonari örgütünün önderlerindendir.
  Bu arada İstanbul’da yönetim; kendisine yönelik saldırılara artık karşılık vermeye başlamıştır. Önce, Belgrad Kalesi’nin Sırbistan’a verilmesi üzerine Muhbir gazetesinde adeta hesap sorarcasına bir yazı yazan Ali Suavi Kastamonu’ya sürülür, gazetesi kapatılır..
 “Tasvir-i Efkar”da “Mesele-i Şarkiye” başlıklı yazılarla, Ali Suavi gibi açıktan açığa olmasa da ima yoluyla hükumetin özellikle dış politikasını eleştiren Namık Kemal Erzurum Vali muavinliğine, Ziya Bey de Kıbrıs mutasarrıflığına atanır.. Fakat “Courrier d’Orient” gazetesi bürosunda, Ebüzziya Tevfik ve Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın has adamı ve aynı zamanda bankeri olan Josef Sakakini tarafından kendilerine verilen para ile, Namık Kemal ve Ziya Bey bir gemiye binip İstanbul’dan kaçarlar !..

  

  Bu arada, Mustafa Fazıl Paşa’nın adamları tarafından Kastamonu’dan kaçırılan  Ali Suavi de (yukarıda en sağda) İtalya’nın Messina limanından onlara katılır. Bu üçlü, 30 Mayıs 1867 günü, Mustafa Fazıl Paşa’nın Paris’teki konağında, karşısındadırlar !..
  Bu olaydan sonradır ki, bütün Avrupa gazeteleri manşetler atarak haberi duyururlar. Harekete “YENİ OSMANLILAR” adı verilmiştir…
  Paris Büyükelçiliği Başkatibi Kanipaşazade Rıfat Bey de onlara katılır.. Maaşları Mustafa Fazıl Paşa tarafından ödenmektedir..
  Bu arada İstanbul’da bir şeyler olmaktadır… Namık Kemal ve arkadaşlarının kurduğu “İttifak-ı Hamiyet Cemiyeti” ilginç bir şekilde dağılır.. 
  Üyeleri arasında Zaptiye Nazır Muavini, İstanbul karakolları feriki gibi, bir darbede etkin olabilecek kişilerin olduğu, kod adı “Meslek” olan Cemiyet ; 1867 yılının 3 Haziran günü Veli Efendi çayırında bir araya gelerek Babıali’ye karşı bir darbe girişimi için müzakerelere başlarlar. Darbeden sonra kimin hangi göreve getirileceği konusunda arkadaşlarıyla ihtilafa düşen Ayetullah Bey, toplantıyı terk eder ve girişimi de ihbar eder !.. Hepsi de yurt dışına kaçmak zorunda kalırlar.. Kaçamayan, olaya doğrudan ya da dolaylı olarak karışan birçok kimse çeşitli cezalara çarptırılırlar.. 

  Mustafa Fazıl Paşa’nın “Liberte” gazetesindeki yazılarında kullandığı Jön Türk deyimi Namık Kemal ve Ali Suavi tarafından da beğenilince, 1867’den itibaren Yeni Osmanlılar yerine bu deyim kullanılmaya başlanmıştır. Bu, basit ve küçük bir ayrıntı değildir. Zira Osmanlılık yerine Türkçülük terimi kasıtlı olarak ön plana çıkartılmaktadır. Türkçülük, İslamcılık ve Osmanlıcılık yerine ikame edilmeye çalışılmıştır..
  Mustafa Fazıl Paşa, yayın için bir sandık tahsis ederek, 250 bin Frank sermaye koymuştu. Buradan ; Ziya Bey’e 3 bin, Namık Kemal ve Rıfat Bey’e 2’şer bin, Agah Efendi ve Ali Suavi’ye 1500’er Frank aylık veriliyordu…
  Ali Suavi, Paşa’nın verdiği parayla, İstanbul’da kapatılan “Muhbir” gazetesini Londra’da tekrar yayımlamaya başladı. “Muhbir”, Avrupa’da yayımlanan ilk Türkçe ve Türk gazetesidir.. İlk sayı Ali Suavi’nin Babıali’ye meydan okuması ile başlamaktadır : “Muhbir, doğru söylemek yasak olmayan bir memleket bulur, gene çıkar..”

  Mustafa Fazıl Paşa üst düzey bir masondu. O tarihlerde dünya masonlarının ileri gelenlerinden olan İngiltere Veliahdı ve Galler Prensi Edward, 1867’de Avrupa seyahatine çıkmış olan Sultan Abdülaziz’le görüşüp Paşa’nın affedilip yurda dönmesine izin verilmesini rica etti. (İngiliz Devlet Arşivi, 78/2076, No:313)Mustafa Fazıl Paşa da Padişah ile görüşerek af diledi ; affedilince ve kendisine makam vaat edilmesi üzerine JönTürklere yardımı kesip hemen İstanbul’a döndü !..  
   Daha önceleri yazmaları için para verdiği Yeni Osmanlılara şimdi de yazmamaları için para teklif eden Mustafa Fazıl Paşa’ya Ali Suavi ve Ziya Bey tepki gösterirken, Namık Kemal hemen kabul etti !.. Nitekim 14 Ekim 1869 tarihli Terakki gazetesine verdiği bir ilanla Hürriyet Gazetesi ile ilgisinin kalmadığına dair bir ilan yayınlatır.. “Hürriyet” 64. sayıdan itibaren Ziya Bey’in kontrolünde Katip Arif imzasıyla çıkmaya başlar.. 
   Mustafa Fazıl Paşa’nın desteğini çekmesinin akabinde muhalifler Avrupa’da 3,5 yıl dolaştıktan sonra Türkiye’ye döndüler. 
   Namık Kemal 1870’de İstanbul’a dönerek Nuri, Reşad ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872’de “İbret” gazetesini kiraladı. 
   1871 yılında hükumetin çıkarttığı genel af, Avrupa’daki diğerlerinin de geri dönmelerini sağladı. 1871’de Ali Suavi haricinde herkes geri dönmüştü. Ali Suavi bir İngiliz hanımla evlenerek Paris’e yerleşmiş, burada kendi el yazısıyla “Ulum” adında, yurda sokulabilmesi için el büyüklüğünde, 64 sayfalık bir gazete/dergi çıkartmaya başlamıştır..
   İstanbul’a dönen Yeni Osmanlılar/Jön Türkler, Midhat Paşa’nın etrafında toplanarak onu desteklediler…

( KAYNAKÇA : Ebuzziya Tevfik “Yeni Osmanlılar Tarihi” ; Tarık Zafer Tunaya “Türkiye’de Siyasi Partiler” ; Enver Ziya Karal “Osmanlı Tarihi” ; Sina Akşin “Jön Türkler ve İttihat ve Terakki” ; Niyazi Berkes “Türkiye’de Çağdaşlaşma” ; İsmail Hami Danişmend “İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi” ; Cemal Kutay “Bilinmeyen Tarihimiz” ; Kaya Bilgegil “Türkiye’de Bazı Yeni Osmanlılarla Yeni Osmanlı Taraftarlarının Bir Millet Meclisi Kurma Teşebbüsü” ; Ahmet Bedevi Kuran “İnkilap Tarihimiz ve Jön Türkler” ; Hüseyin Çelik “Ali Suavi” ; İlhami Yangın “İhtilal Tüccarları” ) 
  

Leave a reply:

Your email address will not be published.