337 ) İNÖNÜ VE CHURCHİLL’İN ADANA GÖRÜŞMESİ..

    

   Kazablanka Konferansı sonuçlarından biri, İngiltere’nin Türkiye’yi yeniden hatırlaması oldu !.. Türkiye, İngiltere’nin müttefiki olmasına rağmen, o zamana kadar savaş dışı kalmıştı. Bu sıralarda İngiltere’nin ona “savaşa gir” diye ısrar etmeye fazla hakkı yoktu. Çünkü ittifak antlaşmasına bağlı askeri antlaşmaya göre, İngiltere’nin Türkiye’ye yeteri kadar savaş malzemesi göndermesi gerekiyordu. İngiltere de o gereği yerine getirememişti ; çünkü her yerde gerileme halindeydi. Türkiye’ye ne malzeme gönderecek, ne de onu Mihver kuvvetleri karşısında koruyacak hali vardı. Ama şimdi o durum değişmişti. Savaş cephelerinde Müttefiklerin zaferleri başlamıştı. Amerikalıların sayesinde savaş malzemesi sağlanabiliyordu. Artık Türkiye’yi savaşa girmeye ikna etmek için yeni bir deneme yapılabilirdi..
   Churchill İngiltere üzerinden Ankara Büyükelçisi aracılığı ile İnönü’ye bir mesaj gönderdi. Kendisiyle “çok gizli” bir görüşme yapmak istediğini bildirdi. Görüşme yeri olarak, o zamanlar İngiliz idaresindeki, Kıbrıs’ı önerdi.. İnönü bunu ilke olarak kabul etti ; ancak bir şart koştu : “Ben memleketten şu sırada ayrılamam. Churchill Türkiye’nin herhangi bir yerine gelirse görüşürüz. Yoksa başbakanımı gönderirim, onunla görüşür..” dedi. 
   Karşılıklı haberleşmeden sonra anlaşmaya varıldı. Görüşme 30 Ocak’ta Adana’da yapılacaktı. Bu buluşmada ABD Başkanı Roosevelt’in İnönü’ye 25 Ocak 1943’de gönderdiği mesajın da etkisi olmuştu..
   Churchill Adana’ya Kahire’den kalkan ünlü “Commando” uçağıyla gelmişti. Beraberindeki heyetin bir bölümü ikinci bir küçük uçağa binmişti. Gelenler arasında Alexander, Wilson gibi generaller ; Cadogan gibi diplomatlar vardı. Türk heyetinde, İnönü’den başka, Başbakan Saracoğlu, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu ve ilgili diplomatlarla generaller vardı..

   Adana Havaalanı’na öğle vakti inen “Başbakan” Churchill ile beraberindeki heyet, “Başbakan” Saracoğlu ile beraberindeki heyet tarafından karşılandı. Beraberce istasyona gidildi ve İngilizler kendilerine ayrılan vagonlara bindiler. Tren Yenice’ye giderken iki heyet restoran vagonunda hep birlikte öğle yemeği yediler. “Cumhurbaşkanı” İnönü o sırada kendi özel treninde idi. Onun treni de Yenice’ye geldi. İnönü Churchill’i 16:30’da orada kabul etti. İstasyonun bir kör hattında, İngiliz heyetinin vagonları “Beyaz Tren”e bağlandı. Churchill ve yanındakiler İnönü’nün tren salonuna geçtiler.

   

    2000’li yıllarda İnönü Vakfı araştırmacıları, İsmet İnönü’nün not defterlerine dağılmış “günlükler”i arasında o vakte kadar farkına varılmamış bir bölüm buldular. Bu bölümde İnönü, Adana görüşmesinin geniş bir özetini kaleme almıştı. YKY’nın “Defterler” kitaplarına ek olarak yayımlanan kitapta İnönü, Churchill’i kabul edişini şöyle anlatıyor :
“Saat 16:30’da Yenice civarında hususi trenimde misafirleri kabul ettim. Daracık salonda karşılıklı takdimler neşeli olarak epeyce sürdü. Sonra yalnız kaldık. Ben, Saracoğlu, Menemencioğlu,Churchill, Cadogan, Knatchbull-Hugessen (İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi).. Churchill, ‘Türkiye’nin şimdiye kadar takip ettiği hareket hattını tamamıyla anlıyoruz’ diye söze başladı ve ben bundan dolayı kendisine memnuniyetimi ifade ettim. Bundan sonra Churchill, Türkiye’yi donatmak için konuşmaya geldiğini, bir yükümlülük talep etmediğini, Türkiye kendisini güçlü gördükten kararını ileride yine kendisi vereceğini söyledi..”
   Bu ilk görüşmeden sonra ;İnönü,Churchill ve beraberindekiler,askeri heyetlerle birlikte bir toplantı yaptılar. Churchill, bu toplantıda da, amaçlarının Türkiye’yi askeri açıdan güçlendirmek olduğunu yineledi. İnönü şöyle dedi :
“Sözlerinizden anladığım şudur : Görüşmelerimizde Türkiye’nin bir an önce silahlandırılması işi konuşulacaktır. Türkiye, şimdiye kadarki tarafsızlık siyasetini takip edecektir. İleride menfaatleri veya etrafında anarşi çıkması gibi sebeplerle harekete geçmesi gerekirse, buna bağımsız olarak kendisi karar verecektir.”
   Sonra, “Anladığım doğru mu ?” der gibi, Churchill’in bunu onaylamasını bekledi. Churchill onayladı.. Görüşmelerin bundan sonraki bölümü artık bu iki “esas” etrafında devam edecekti..
   İnönü’nün anlatımına göre Churchill, biraz dağınık bir zattı. Eskilerin “sürati intikal” dedikleri “işittiğini anlama hızı” fazla değildi. İnönü notlarında bunu, daha nazik bir üslupla şöyle ifade etmiş :
“..hep kendi zihninde tasarladığı esas noktalara bağlı kalmaya çalışıyor. Başka konuları hem geç anlıyor, hem ters anlıyor..”
   Ayrıca İnönü,Churchill’in görüşmeler sırasında “Ruslara sadık olma ve onlara karşı bir şüphe göstermeme” gayretinde olduğunu yazıyor. Bunu, “Churchill’in zihninde en çok yer eden nokta” diye niteliyor.Oysa Türkiye’nin tutumu, tabii, değişik. Rusya’dan haklı olarak şüphe ediyor. Onun savaş galibi olması halinde Türkiye’den taleplerini yenileyebileceğinden kaygı duyuyor..
   Adana görüşmelerinin hassas noktası da zaten bu…   

    

   Görüşmelerin ilk gününde, iki ayrı grup halinde çalışıldı. Türkiye’nin silah gereksinmeleriyle ilgili görüşmeler askeri heyetler arasında yapıldı. İnönü ile Churchill de siyasi heyetlerle savaşın ve savaş politikalarının gelişmelerini görüştüler. Churchill, savaşın artık sonunun belirlendiğini, Almanların Rus cephesinde de gerileme sürecine girdiğini belirtti. Saracoğlu, Almanya’nın yenilmesi halinde Rusların emperyalist bir devlet olarak ortaya çıkabileceğine dair endişesini ifade etti ve Türkiye’nin , dış politikasını bu ihtimali göz önünde tutarak düzenlemek zorunda olduğunu belirtti. 
   Churchill ise, Rusya’nın Almanya ile yaptığı savaşta çok yıprandığını, artık emperyalizme yönelecek halinin kalmadığını söyledi. Rusların amacı artık ABD ve İngiltere ile çok iyi ilişkiler kurmak ve onlardan alacakları yardımlarla ülkelerini kalkındırmaktır diye bir yorum yaptı..
   Sovyetler Birliği konusunda Saracoğlu’nun görüşlerinin çok daha gerçekçi olduğu belliydi. Aynı görüşleri, sonraki yıllarda Churchill de ifade edecekti. Ama o sıradaki amacı, Rus tehlikesinin, Türkiye’yi Müttefik ülkeler arasına katılmaktan caydırmaması idi..
   Türk heyeti de zaten “savaşa girmeyeceğim” demiyordu ; ama “buna ben karar veririm” diyordu. İngilizlerin önerdiği silah yardımını da, bir koşula bağlanmadığı için kabul ediyordu..
   Yine de İnönü’nün kaygıları vardı. Silah yardımı bir koşula bağlı değildi ama bunun arkası nasıl gelecekti ?.. “Defterler”deki notlarında şöyle yazıyordu : 
“Dedim ki ; ‘Bize silah vermeyi teklif ediyorsunuz, ne miktar istersek, vereceğiz diyorsunuz. Fiyatı nedir ? Nasıl ödenecektir ? Bunlara dair bir şey söylemiyorsunuz. Bize bu güvenin sebebi nedir ?..’   Churchill şaşırdı. Cevap bulmaya çalışıyordu. Cadogan ve sefir yardımcı oldular. Ben de şöyle yardım ettim : ‘Aramızdaki güven konusunda yeni bir aşama görüyorum. Sizin hareketinizde bir güven gelişmesi vardır. Ben, bunun nedenini öğrenmek istiyorum.’  Churchill’in şaşkınlığı dağıldı. Fakat gene açılmaksızın, genel çizgiler içinde kendini izah etmeye çalıştı..”

 

   Ertesi gün, yani 31 Ocak’ta, başlayan görüşmelerde, Churchill bu defa öyle öneriler sürdü ki ortaya, bunlar uygulanırsa, Türkiye’nin savaşa girmek zorunda kalacağı belliydi !.. Türkiye’ye yeteri kadar silah malzemesi gelince, Boğazlar Müttefiklere açılabilir.. Türk havaalanlarından kalkacak Müttefik uçakları Romanya’nın petrol bölgelerini vurabilir… Böyle şeyler söylüyordu Churchill !…
   Saracoğlu bu sözlere şiddetle itiraz etti. Bunların savaşa girmekle eş anlamlı olduğunu belirtti. Ortaya soğuk bir hava hakim oldu… 
   Tekrar başlayan konuşmalar sırasında Rusların Türkiye’ye karşı tutumu yeniden gündeme gelince, Churchill, Stalin ile yaptığı yazışmalardan bahsederek Rus liderin bir mektubunu gösterdi. Bu yazışmada Churchill Stalin’e Türkiye’nin Müttefiklerin yanında savaşa girmesi konusunda ne düşündüğünü sormuş, Stalin de şu yanıtı vermiş : “Bunu sağlamak için düşündüğünüz tertipleri onaylıyorum..” 
   İnönü’nün gözleri, “düşündüğünüz tertipleri onaylıyorum” bölümüne odaklanmıştı. Bunu da şöyle açıklıyor : 
“Ben : ‘haberimiz olmadan arkamızdan plan yapmışsınız. Bu nasıl bir şeydir ?’ diye sordum. İyi anlamadı, kendisine anlattılar. Bunda kötü bir şey olmadığını, açık yüreklilikle bana her şeyi gösterdiğini açıklamaya çalışıyordu. Bu münakaşayı da fazla uzatmadım..”
   Sonuçta ve de özetle, ilk gün üzerine mutabakata varılan iki nokta yeniden vurgulandı. Türkiye’ye, askeri heyetler arasındaki görüşmelerde saptanan askeri yardım yapılacaktı. Ama bu, Türkiye için bir savaşa girme koşulu olmayacaktı..
   Yayınlanacak ortak bildirinin metni de Türk heyetin oluşturup kabul ettirdiği cümlelerle hazırlandı. Bu, Türk tarafı için önemli bir başarı sayılırdı. 
   Ve Adana görüşmeleri, birlikte yenilen bir öğle yemeği ile son buldu. İnönü gibi Churchill de sonuçtan memnun olduğunu açıkladı. Karşılıklı kadehler kaldırıldı. İngiltere Başbakanı ve beraberindeki heyet, Adana Havaalanı’ndan içten bir şekilde uğurlandı..
   Görüşmelerden tam bir gün sonra ; İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli olaylarından bir gerçekleşti. Stalingrad’da bir aydır Rus ablukası altında olan yüz binden fazla Alman askeri teslim oldu !…    


     

Leave a reply:

Your email address will not be published.