335 ) BİR “KOMİTE” ÖYKÜSÜ !..


   Sultan Murad’ı tekrar hükümdar yapmak için Sultan Abdülhamid aleyhine yapılan ilk fiili hareket, Ali Suavi tarafından düzenlenen Çırağan Sarayı baskını idi. Bir zamanlama hatası nedeniyle başarılı olamamıştı ve hızla bastırılıp Ali Suavi’nin öldürülmesiyle bitmişti. Suavi’nin ailesi elindeki belgeleri yakınca, büyük elebaşılar yakalanamamıştı..
   1876 yılında, Sultan Beşinci Murad’ın hal’inden kısa bir süre sonra bir komite daha oluşturuldu : Kleanti Skalyeri-Aziz Bey Komitesi…
   Bu komitenin başkanı olan Skalyeri, İstanbul’da Prodos mason locasının üstad-ı azamı olan bir Yunanlıydı. Sultan Murad ile veliahtlığı döneminden beri dosttu. 
   Sultan Murad, veliahtlığı zamanında, Sultan Abdülaziz ile çıktığı Avrupa turunun İngiltere ayağında İngiliz veliahdı ile tanışmıştı. Masonluk hakkında uzun uzun görüştüğü veliaht prensten, İstanbul’a döndükten sonra bir de mektup almıştı. Ayrıca, Fransa Doğu Locası üstad-ı azamı da bir mektup göndermişti ve bu mektubu getiren ise Skalyeri idi. Bu vesileyle tanışmışlardı. Fransa’dan gelen mektupta Murad Efendi’ye 18 derece verilerek onun özel törenle “kardeşler” arasına alınacağı yazıyordu. Yani masonlar, kendilerine üye olan Murad’ı emniyet altında bulundurmak istiyorlardı..
   Skalyeri, örgütü oluşturmak için Selanik’ten İstanbul’a gelmiş ve Havyar Han’da zahire ve şarap komisyonculuğuna başlamıştı. Aynı zamanda, Beyoğlu Ağa Hamamının üst tarafında, Hacızade Sokağı No.16’da, Dr.Service’nin evini kiraladı. Bu arada, İzmir’de imtiyazını aldıkları demir,bakır ve boya şirketinde hissedar da oldu. Cesur, azimli ve maceraperest biri olan Yunanlıya Sultan Murad tarafından, aracılar vasıtasıyla, düzenli ödemeler yapılıyordu. 
   Komitenin ikinci güçlü üyesi, Sultan Murad’ın annesinin cariyelerinden Nakşibend Kalfa idi. Bu tarihlerde yaşı 60’a yakındı. Komite üyelerinden Muhtar  Bey’in 10 Recep 1295 (1878) tarihli ifadesine göre ; belirli bir yerde kalmayarak devamlı yer değiştiren Kalfa, böylece izini belli etmiyordu. Okur yazar, musikişinas, zeki, faal ve biraz da hovarda-meşrep bir kadındı..
   Sultan Murad’ın birinci kadını Eleru/Mevhibe Kadın’ın söylediğine göre ; aklına geleni yapan, cüretkar birisiymiş. Yerine göre kıyafetini değiştirir ; komite toplantılarında başını örterken, Skalyeri’nin evinde serbest davranır, bira ve konyak içermiş. (Dr. Agah Efendi’nin 17 recep 1295 ve Aziz Bey’in 18 recep 1295 tarihli ifadeleri)   
   Sultan Murad’ın hal’inden bir süre geçtikten sonra ; Skalyeri Paris’e giderek oradan bir manyetizmacı ( hipnozla telkin yapan ) getirip Çırağan Sarayına sokmuştu. Manyetizmacı sarayda yaklaşık on gün kaldı ve uyguladığı tedavi ile Sultan Murad biraz iyileşti. Fransız, hediyesiyle beraber 500-600 lira aldıktan sonra tekrar Paris’e döndü. Bundan bir süre sonra da Sultan Murad’dan Kleanti’ ye, “gayret edin, hakkımı istiyorum” şeklinde mektuplar gelmeye başladı. 
   Bu arada Sultan Murad’ın gömlek ve çamaşırları dışarı gönderilerek tütsüden geçiriliyor ve komite üyesi Muhtar Bey’in evinden, bir hoca tarafından okunan dualar, pencereden Çırağan sarayına doğru üfleniyordu !..
   Komite toplantıları Skalyeri’nin Beyoğlu’ndaki evinde yapılıyordu. Bu toplantılarda şekillenmeye başlayan plan şu şekilde idi : Yıldız’da oturan Sultan Abdülhamid’i kuşatacaklar, Yıldız tabur kumandanı Halil Ağa’yı ayartacaklar, Sultan Murad’ı su yolundan veya merdivenle duvardan indirerek Aziz Bey’in evine getireceklerdi. Sonra da Serasker Kapısı, Meclis-i Mebusan, Topkapı Sarayı ya da Fatih Camii’nden birisine getirilecek ve bi’at sonrası hükümdar ilan edilecekti.. ( 1 No’lu soruşturma evrakındaki, Aziz Bey’in ve Rüsumat memuru Mehmed Nuri Efendi’nin ifadeleri)
   Böyle bir plan ancak asker asker kuvvetiyle yapılabilirdi ; bu yüzden, düşüncelerini fiiliyata dökmek için, bazı etkili devlet adamlarını da yanlarına çekmek istediler. Bu konuda iş Nakşibend Kalfa’ya düşüyordu..
   Elde edebileceklerini düşündükleri kişiler ; Gazi Osman Paşa, Fosfor Mustafa Paşa, Mehmed Ali Paşa, Deli Fuad Paşa, Damad Nuri Paşa ile Adliye Nazırı Damad Mahmud Paşa idi.. Mahmud Paşa, Seniha Sultan’ın kocası ve Prens Sabahaddin’in babasıydı..
   Nakşibend Kalfa ayrıca, eski sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa’ya ve henüz Mekke emirliğine tayin edilen Şerif Hüseyin Paşa’ya da başvurmuştu..
   Bütün bu adı geçen kişilerin yardımı reddetmesi üzerine, “büyüklerden” umudunu kesen Skalyeri ve Nakşibend Kalfa ; bir taraftan hocalar ve falcılarla Sultan Murad’ın tekrar hükümdar olup olamayacağını araştırırlarken (!), diğer taraftan İngiltere elçiliğine başvurmayı da ihmal etmediler. Skalyeri “Millet-i Osmani” imzalı ve Fransızca bir mektubu elçiliğe gönderip, bu mektupta bütün milletin Sultan Murad’ı hükümdar yapmak istediklerini bildirerek elçiyi tahrik etmek istemişse de, bu işin Osmanlı Devleti’nin bir iç meselesi olduğunu söyleyen elçi tarafından reddedilmişti. 
   
   Komiteye üye yazmak üzere, Skalyeri tarafından taslağı hazırlanan, beş yapraklı bir de defter düzenlenmişti. Girecek olanlar bu defteri mühürleyeceklerdi.. ( 1 No’lu evrakta, Aziz Bey’in 10 recep 1295 tarihli ve 12 No’lu evrakta, Filibeli Abdullah Bey’in 15 şaban 1295 tarihli soruşturma ifadeleri)

   Komitenin Çırağan Sarayı, yani Sultan Murad ile haberleşmeleri bir süre nöbetçi zaptiyeler, sonra da su yolcular vasıtasıyla ve Kavasbaşızade Tevfik ve Muhtar beylerle, kahvecibaşı İbrahim ve Tütüncübaşı Hüseyin efendiler aracılığıyla yapılmıştı..
   Su yolcular Kılıçali’de Tekservi yokuşu başındaki su haznesinden içeri girmekte, harem dairesinin mermerliğindeki bacaya gelip beklerlermiş. Orada bekleyen bir nöbetçi cariye aracılığıyla mektup alışverişi yapılırmış. Su yolcular bu mektup alışverişinde hem saraydan, hem de komite başkanlığından bahşiş alıyorlarmış.. ( 11 No’lu evrakta, Kavasbaşızade Tevfik Bey’in 29 recep 1295 tarihli ifadesi)
   Filibeli Abdullah Efendi’nin ifadesine göre ; içeriden, Sultan Murad’ın yazdığı kağıtlardan bazıları Mekke emiri Şerif Hüseyin Paşa’ya, Gazi Osman Paşa’ya ve Mütercim Rüşdü Paşa’ya gönderilmişti. Rüşdü Paşa, kendisine gelen mektubu açmadan Sultan Abdülhamid’e takdim etmiş ve karşılığında 100.000 kuruş ihsan almıştı..
   Komite Çırağan Sarayı ile yalnız haberleşmekle kalmamış ve sabık hükümdarla görüşmek üzere Başkan Skalyeri ile üyelerden Ali Şefkati Bey, su yolunu kullanarak saraya girmişlerdi. Sultan Murad onları coşkuyla karşılamış, kucaklayıp iltifat etmişti. Beyazlayan saçlarına hayretle baktıklarını görünce, henüz 39 yaşında olan Murad şöyle demişti : “Bundan bir buçuk yıl önce beni genç görmüştünüz, şimdi ise ak saçlı görüyorsunuz. Bunun belki de can sıkıntısı nedeniyle olduğunu sanırsınız ama öyle değil.. Daha amcamın vefatından birkaç ay önce başımda birkaç beyaz saç vardı.. Bunları daha olgun görünmek için korumak istedim ama annem karşı çıktı. Cülusumdan birkaç gün önce Beyoğlu’ndan bir su getirtti, bunu birçok kere saçlarıma sürdü. Beyazlar kayboldu ama bu suyu sürdükçe bana hemen çok şiddetli yarım baş ağrıları gelirdi. Dr.Kapolyon bunu başka şeylere yordu ama Dr. Laysdorf bu ağrıların, ilacın bileşimindeki bazı zararlı maddeler olduğunu söyledi. İşin doğrusu, başıma kimse el sürmediği günden beri artık o ağrıları duymuyorum..”
   Kendisinin tekrar saltanata geçmesi yolundaki temenniler için de şunları söylemişti : “Gelip benim zincirlerimi kırmak, beni bir cani gibi buraya hapsettiren milletin görevidir. Saltanatımın tekrar iade edilip edilmemesi konusunu da yine millet bilir..Ben o günü bekliyorum..Dostlarım bunu hızlandırabilir. O günün gerçekleşmesine kadar ben de kendimi esaretin acılarından, köşeme çekilmiş olmanın verdiği üzüntüden, hatta beni öldürmeyi düşünenlerden hayatımı kurtarmak için hiçbir girişimde bulunmayacağım..”
   Skalyeri, Sultan’ın sağlık durumunun yerinde olduğunu belirtse de, o gece orada kalan Ali Şefkati Bey, Sultan Murad’ın akli melekelerinin gidip geldiğini söylemiştir..

   Berberbaşı Hüsnü Bey’in evinden Çırağan Sarayı’nın binek taşı görülüyordu. Su yolundan Çırağan’a gitmek üzere birisi su yolu bacasından gireceği sırada Hüsnü Bey’in evinin pencerelerine, daha önce kararlaştırıldığı gibi, havlular asarak saraya haber verilir, oradan da işaretin anlaşıldığına dair cevap yine belirlenmiş işaretlerle alınınca, su yoluna girilirdi. Skalyeri su yoluna her girişte su yolculara 100’er kaime verirmiş.. ( 5 No’lu evrakta, Tabib Agah Efendi’nin 9 recep 1295 tarihli ifadesi) 

   Komite üyeleri bu sıralarda maddi çıkar gözetmeden çalıştıkları için, daha sonra kendilerine verilecek yüksek memuriyetler hayal ediyorlardı ; tabii, başarılı olurlarsa…
   Filibeli Abdullah Efendi, 12 No’lu evrakta, 15 şaban 1295 tarihli ifadesinde ; komiteye ait bir görev dağıtım defterinin bulunduğundan bahseder. Bu deftere göre, Sultan Murad tekrar hükümdar olduğu takdirde ; Abdullah Efendi ile Aziz Bey’in oğlu Kadri Bey, hünkar yaveri olacaklardır. Aziz Bey Evkaf Nazırı yani vakıflar bakanı olacak, üyelerden Rıza ve Abdürrahim efendiler ise tahsil için Fransa’ya gönderileceklerdir..
   Komitenin bazı zorunlu masrafları için, tutuklanmalarına kadar, Çırağan sarayından 2.000 lira kadar bir para yardımı almışlardı.( 5 No’lu soruşturma belgesi ; Aziz Bey ile Tabib Agah Efendi’nin soruşturma ifadeleri)

   Komite tarafından İstanbul’un Ortaköy, Beşiktaş, Fatih, Bayezid,Laleli ve Aksaray taraflarına, Sultan Murad lehine duyurular yapıştırılmıştı.. Bunlar, halkı kışkırtmak içindi.. Rus savaşı, mali durumun iyi olmaması, yiyecek sıkıntısı halkı iyice bunalttığından ; komite bu hoşnutsuzluktan yararlanmak istemişti. 
   Bu duyurulardan bir tanesi manzum olup, komite üyelerinden Muhtar Bey tarafından düzenlenmişti :

“Yeter ayyuka çıktı tık tık artık
 çık ey bigane-i meşrep (umursamaz) çık çık artık
 neden çıkmazsın artık geldi saat
 kapıdan perdeden bakmak mı adet
 bırakmazlar seni bir lahza rahat
 çık ey bigane-meşrep çık çık artık..”

   Komitenin ve planladığı olayların sonucunu bir sonraki yazıda paylaşacağım. Bu yazıda İ.H.Uzunçarşılı’nın “Osmanlı Hanedanı Üzerine İncelemeler” adlı eserinden alıntılar yaptım..             

Leave a reply:

Your email address will not be published.