315 ) SULTAN ABDÜLHAMİD’İN SERVETİ …

   

   Abdülhamid ; saltanatı sırasında, Hazine-i Hassa’ya (Saray Hazinesi) aldırdığı bir hayli maden, tramvay, vapur işletme vesaire gibi imtiyazları, Meşrutiyet’in ilanından sonra, 1918 yılı eylülünde, (Yıldız Sarayı Baş Kitabet Dairesinden Başkatip Ali Cevad Bey’in imzasıyla Sadaret makamına yazılmış olan 5032 ve 5075 numaralı iki tezkire) birbiri ardına Hazine’ye iade etmiş, fakat asıl nakit ve mücevheratı, “hal”i sonrası, gönlü isteyerek ya da istemeyerek, elinden çıkmıştır.
  Abdülhamid, Selanik’te Alatini Köşkü’ne yerleştirilmiş ve koruması olarak, erkan-ı harp binbaşılarından Ali Fethi (Okyar) Bey görevlendirilmişti. Devrik Sultan’ın, gerektiğinde, 3. Ordu vasıtasıyla, hükumet ve Hareket Ordusu Kumandanlığı ile haberleşmesi Fethi Bey aracılığıyla oluyordu. Fethi Bey’den sonra koruma görevi, 14. Topçu Alayı Birinci Tabur Kumandanı Kolağası (Yüzbaşı ile Binbaşı arası eski bir rütbe) Rasim Celaleddin (Rasim Öztekin) Bey’e verilmişti ve bu zat, Abdülhamid’in vefatına kadar muhafız kumandanlığında kalarak, o hizmette kaymakamlığa (yarbay) kadar yükselmişti. 
  Abdülhamid’in şahsi serveti olarak bazı Avrupa bankalarında altın ve tahvilleri vardı. Bunlar, devletçe kullanma kararı bulunduğundan, Selanik bankalarına getirilerek alınmak istenmiş ve bu paraların alınması için hükumetçe bankalara yazdırılmış olan mektuplar Hareket Ordusu Kumandanlığı tarafından, Topçu Mirlivası (Miralay ile Ferik arasında, Paşalığın en alt rütbesi) Sahban Paşa vasıtasıyla 3.Ordu Kumandanlığı vekaletine yollanıp kendisine imza ettirilmek üzere Abdülhamid’e gönderilmiştir. 
  Kumandan Vekili Ferik (Tümen kumandanı) Mehmed Hadi Paşa, bankalara yazılan bu mektupları bir tezkire (pusula) ile Fethi Bey’e yollamış, o da bunları Abdülhamid’e teslim etmiştir. Mektupları alan ve okuyan Abdülhamid, şahsi servetinin bu şekilde elden çıkmasına karşılık bazı tekliflerde bulunmuş ve buna dair Fethi Bey’den (aşağıda sağda ) bir de taahhüt senedi almıştır..

    

   Fethi Bey’in 4 mayıs 1325 tarihli tezkire ile Abdülhamid’e verdiği taahhüt senedi,sözlük yardımıyla çevirebildiğim haliyle,şöyledir :

“Eski hükümdar Abdülhamid Han Hazretlerinin Avrupa bankalarında ve Osmanlı Bankasında mevcut bulunan paralarının Selanik bankalarından birine ve namına olarak gönderilmesi hakkında banka müdürlerine hitaben yazılmış mühürlü mektupları teslim aldım. (Adı geçen) hazretleri işbu mektupları teslim buyurdukları esnada evvela, bugün ikamet ettikleri Alatini Köşkü’nün ya hükumet tarafından ya da kendi adına istimlak olunması ; ikinci olarak, evlatları ve ailelerinin refah ve saadetle geçimlerinin sağlanması ve üçüncü olarak, emrinde ve hizmetinde olanların özgür bırakılması, dördüncü olarak, kendilerinin refah ve huzur içinde yaşamasına elverişli yeterli ödeneğin bağlanması, beşinci olarak, hayatının her türlü saldırıdan korunmasını ve kişilik hakları esasınca giysilerinin temin edilmesi hususlarının tahttaki padişah tarafından sağlanması ve kefil olunmasını şart ve talep eylemişlerdir.
 Bundan dolayı, adı geçen alacaklara gereken önemin verileceği konusunda taahhütte bulunularak, hazretlerine arz ve takdim edildi.4 mayıs. Sene 325

Hakan-ı müşarünileyh (adı geçen)
muhafazasına memur
Erkan-ı Harp Binbaşısı
Ali Fethi “

  Ali Fethi Bey, Abdülhamid’e taahhüdü içeren, aynı tarihli bir de mektup vermiştir..
  Abdülhamid’in Osmanlı Bankası, Deutschebank ve Crédit Lyonneais bankalarında çok miktarda nakit, tahviller ve hisse senetleri vardı. Osmanlı Bankasındaki nakit mevcudu 13.700 küsur Osmanlı altını idi. Deutschebank’taki mevcudu 14 çanta içindeki 16.493 Anadolu Şimendüfer tahvilatı, 98 “Bonne de Jouissance” ve 3.000 Selanik Limanı hisse senedi olup banka memurlarıyla, Selanik Almanya Konsolosu huzurunda kendisine teslim edilmiştir.  
Crédit Lyonneais’de ise 52.431 Osmanlı altını bulunuyordu. ( Bu paranın alınması iki yıldan fazla uzamış, bankayla yazışmalar yapılmış ve sonunda banka aleyhine İstanbul Ticaret Mahkemesince dava açılmasına karar verilmiş, bu konu için sabık hükümdarın bir vekilinin tayini gerektiğinden, Osmanlı Maliye Nazırının vekil tayin edilmesi Abdülhamid Han’a bildirilmiş ve o da sureti İstanbul’dan gönderilen vekaletnameyi düzenlettirerek, Maliye Nazırını vekil tayin etmiştir.. 27 haziran 1327/1911)

   Abdülhamid bu paralarından Osmanlı Bankası ile Deutschebank’takileri, Alatini Köşkü’nün satın alınması ve kendisini “hal” eden fakat hayatına kefil olan 2. ve 3. Orduların masraflarına sarf edilmek üzere bu ordulara bırakmış ve bunun üzerine bu paralarla tahvilat ve hisse senetleri bu orduların müfettişliklerine gönderilmek üzere 3. Ordu heyetine teslim edilmiştir..
  Abdülhamid bu konuyu teyit etmek üzere kendi el yazısıyla 4 temmuz 1325 (1909 temmuz) tarihli bir de mektup vermiştir. Bu mektubundaki “bed hahan tarafından isnadı melhuz olan neşriyat-ı kazibeyi şimdiden tekzip” yani ; “kötülüğümü isteyenler tarafından muhtemelen iftira edilecek olan aslı astarı olmayan yayınları şimdiden yalanlarım” kaydı, kendi deyimiyle, samimi niyetlerle olduğuna şüphe düşürüyor. Çünkü mevcut şahsi servetinin devletçe benimsenerek verilmiş kesin karar sonucu, bankalara mektuplar yazılarak kendisine zorla denecek derecede imza ettirilmesi ve buna karşılık Abdülhamid’ in de bazı şartlar koşması, bu bağışlamanın pek de samimi arzularla olmadığını düşündürtüyor.. Fakat hayatına fazla düşkün olması, öldürülmekten korkması ve hayatının 2. ve 3. Ordular tarafından emniyet altına alınması nedeniyle, bu paraları vermekle kendisini bir dereceye kadar huzurlu görmüş olabilir..
  Bu bağış nedeniyle, her iki ordu adına, kendisine bir teşekkür mazbatası da sunulmuştur..

   

  “Hal”inden sonra Abdülhamid’e ait külliyetli miktardaki mücevheratına da el konmuş ve bunlar maliyeye, yani Hazine’ye alınıp emanet olarak Osmanlı Bankasına verilmişti. Daha sonra bu mücevheratın murassa (değerli taşlarla süslü) nişanlar ile tarihi ve milli değere sahip olanları haricindekilerin hükumetin denetim ve sorumluluğu altında satılmak üzere Donanma-yı Osmani İane-i Milliye Cemiyeti’ne terk edilmesi kararlaştırılarak buna dair bir de kanun çıkarılmıştır. 
  Daha sonra bu mücevheratın değerinde satılabilmesi için Paris’e götürülüp orada satılması hakkında Maliye Nezareti, hazırladığı bir talimatname ile, Heyet-i Vükela’ya (Bakanlar Kurulu) müracaat ederek karar ve iradesini almıştır..
  Bu mücevheratın “bazılarının” dökümü şu şekildedir :

“Pırlanta gerdanlık, pırlanta küpe-broş-bilezik, elmaslı sigara kutusu, pırlanta iğne, üç sıra inci gerdanlık, incili iğne, pırlanta taç, pırlantalı kol-göğüs düğme ve iğneleri, inci gerdanlık, elmaslı tokalarla beraber üç sıra inci gerdanlık, altın şekerlik, inci tespih, ortası zümrütlü etrafı pırlanta iğne” gibi toplam 128 parça olup, ilk tahmini fiyatları 6.805.500 kuruş (68.055 Osmanlı altını) olarak hesaplanmıştır. 
  Bu 128 parça mücevherattan başka değerleri takdir edilmemiş 450 parça daha mücevherat ve yine ayrıca 14 parça nişan ve plakalar vardır..
  Mücevherata değer biçen Fransız M.Robert Lenzeler ile Maliye Nazırı Nail Bey arasındaki on maddelik anlaşmaya göre, Lenzeler komisyon ücreti olarak yüzde üç alacaktı…

   

 

     

( İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI’NIN “Osmanlı Hanedanı Üzerine İncelemeler” adlı kitabından derlenmiştir..)
   
          

Leave a reply:

Your email address will not be published.