234 ) KRİTİK GÜNLERİN GİZLİ ÖRGÜTLERİ ! …

   1914 yılının başlarında Nuruosmaniye’deki İttihat ve Terakki Cemiyeti Genel Merkezi’nin kafesleri kapalı pencerelerinin ardında bir gece, çok gizli bir toplantı yapılmıştır. O gece, Birinci Dünya Savaşı’nda düşmanla sadece cephede değil cephe gerisinde de mücadele edilmesi gerektiğine inanan İttihatçılar, bu amaçla bir gerilla örgütü kurmaya karar vermişlerdir. Bu gizli gerilla örgütünün adı TEŞKİLAT-I  MAHSUSA olacaktır..
   Meşrutiyetten önce II. Abdülhamid’e karşı mücadele eden İttihatçı fedailer bu örgütün çekirdeğini oluşturacaklardır. Makedonya’da Saray’ın görevlendirdiği paşaları öldüren ve Meşrutiyet’in ilanı öncesi dağa çıkanlar da, bu İttihatçı tetikçilerdir.
   “Teşkilat-ı Mahsusa”, Harbiye Nezareti’nde Enver Paşa’ya bağlı olarak çalışacaktır. Örgütün görevi, düşman topraklarına yapacağı gerilla saldırıları ve sabotaj eylemleriyle düşmanı şaşırtıp, yıldırmak ve düşman hakkında bilgi toplamaktır. Örgütün gözü kara tetikçileri arasında asker ve siviller, hatta mahkumlar bile vardır. Görevlerinde başarılı olanların cezaları indirilecek, hatta tamamen affedileceklerdir..
   Yönetim kadrosu beş kişiyle sınırlanan örgütün üyeleri sivil giyineceklerdir. Yönetim kadrosu şu şekildedir :
Doktor Nazım, Doktor Bahaddin Şakir, Yüzbaşı Atıf, Binbaşı Süleyman Askeri ve Emniyet Genel Müdür Muavini Azmi !…

  
   Bu teşkilat ; iç ve dış diye ikiye ayrılacak, içeride halkı örgütleyerek, dışarıda düşmanın en sağlam kalelerine girerek olağanüstü bir mücadele verecektir. Ama Teşkilat-ı Mahsusacılar dışarıda çok fazla başarılı olamamış ve savaşın kaybedilmesini engelleyememişlerdir ama içeride oldukça başarılı olmuşlar ve Anadolu civarında müthiş bir yeraltı ağı örüp örgütlemişlerdir.
   Teşkilat-ı Mahsusacılar, Osmanlı Devleti’nin savaşı kaybedeceğini anladıklarında, “şerefli bir barış” yapabilmek için önceden bazı tedbirler almayı düşünmüşler, bu amaçla bir miktar silah ve cephaneyi saklamışlardır. Ayrıca MİLLİ  KONGRE ve İSLAM  İHTİLAL  KOMİTESİ adlı cemiyetler kurarak düşmanla mücadele etmenin yollarını aramışlardır.
   Birinci Dünya Savaşının sonlarında İttihatçı Talat Paşa, Kara Vasıf Bey’i bir direniş örgütü kurmakla görevlendirir. Kara Vasıf Bey de bu amaçla KARAKOL  CEMİYETİ’ ni kurmuştur..
 
   İstanbul’da Karakol Cemiyeti dışında, direniş amaçlı daha birçok gizli örgüt kurulmuştur. Kurtuluş Savaşının başından sonuna kadar gizli faaliyetlerle Mustafa Kemal’e ve Kurtuluş Savaşına destek olan bu gizli örgütlerden bazıları şunlardır : Zabitan, Hamza, Yavuz, Moltke, Mücahit, Muharip, Felah, Berzenci, İmalat-ı Bahriye, Muavenet-i Bahriye, Namık, Ferhat ve Kerimi, Mim Mim Grubu…
   Mustafa Kemal de eski bir İttihatçıdır. 1905’de Suriye’de kurmuş olduğu “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kapatarak Selanik’te İttihat ve Terakki’ye katılmıştır. 1909 yılındaki İttihat ve Terakki Kongresinde, orduyla siyasetin ayrılmasını savunmuş ve bu görüşü nedeniyle de yönetimle yollarını ayırmıştır.. Ama Trablusgarp’da, 1909 ve 1911 yıllarında, İtalyanlara karşı gerilla metotlarıyla mücadele etmiştir.. Trablusgarp Savaşı başladığı zaman İttihatçı usullerle “Şerif” takma adını kullanarak ve gazeteci kılığında, İngilizleri atlatarak Mısır üzerinden geçtiği Trablusgarp’ta, Arap aşiretlerini örgütlemiştir..
   Enver Paşa ile olan sürtüşmeleri nedeniyle zaman içinde İttihatçılardan uzaklaşan Mustafa Kemal, savaşın sonunda üçlünün ülkeden ayrılmaları üzerine; İsmail (Canbulat) ve Fethi (Okyar) gibi arkadaşlarıyla birlikte, geride kalan İttihatçılarla görüşmüştür..1918 yılının Aralık ayında, eski İttihatçılardan İsmail (Canbulat) Bey’in evinde, üç gece üst üste gizli toplantılara katılmıştır. Fethi (Okyar) Bey’in anılarında bahsettiğine göre bu toplantıya katılanlar şunlardır : Mustafa Kemal, Fethi (Okyar), Ali Fuat (Cebesoy), Kazım Karabekir, Cafer Tayyar Paşa, Rauf (Orbay) ve İsmail (Canbulat)..
   Bu gizli toplantılarda, hükumet değişikliği yaparak Ahmet İzzet Paşa’yı yeniden sadrazamlığa getirmek, padişaha durumu anlatarak onu yönlendirmek ve gerekirse ihtilalci yöntemlere başvurmak, biçiminde kararlar alınmıştır. Hatta bir gece Mustafa Kemal’in liderliğinde AY YILDIZ CEMİYETİ adlı gizli bir örgüt kurulmuştur. Örgütün amacı bir ihtilalle, Tevfik Paşa Hükumetini düşürüp yeniden Ahmet İzzet Paşa hükumetini kurmaktır..
   Atatürk’ün İstanbul’da Şişli’deki evinde yapılan gizli toplantılara katılan önemli eski İttihatçılar da vardır. Karakol Cemiyeti liderlerinden Kara Kemal de bunlardan biridir.

   Atatürk’ün işgal İstanbul’unda eski İttihatçılarla kurduğu ilişkiden yola çıkan bazı tarihçiler, Atatürk’ün bu eski İttihatçılar tarafından mücadeleye sokulduğunu iddia etmişlerdir. Örneğin Erich Jan Zürcher, Şeref Çavuşoğlu’na dayanarak, Kurtuluş Savaşını Karakol Cemiyeti’nin örgütlediğini ve Mustafa Kemal’i de hareketin liderliğine getirdiğini ileri sürmüştür. Bu tezi ileri sürenlerin amacı, Kurtuluş Savaşını İttihatçıların başlattığını ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşına sonradan İttihatçılar tarafından “itildiğini” ifade etmektir ..
   Mustafa Kemal, Samsun’a çıkmadan önce, İstanbul’da geçirdiği altı ay içinde bütün önemli İttihatçı yeraltı örgütleriyle ve liderleriyle temas kurmuş ve özellikle İstanbul’dan Anadolu’ya haber, silah, cephane ve adam kaçırılması işinde “Karakol Cemiyeti” ve “Mim Mim Grubu” gibi örgütlerden yararlanmanın yollarını aramıştır. Karakol Cemiyetinden  Yenibahçeli Şükrü Bey’e ve Yahya Kaptan’a ; Mim Mim Grubundan ise Topkapılı Cambaz Mehmet’e Kurtuluş Savaşı öncesinde gizli görevler vermiştir.
   Kurtuluş Savaşının başlarında İttihatçılar ve Atatürk, “gizli anlaşmaları” çerçevesinde birlikte hareket etmişlerdir. Ancak zaman içinde Atatürk’le, özellikle Karakol Cemiyetinin arası açılmıştır..
   Ahmet Hamdi Başar’a göre ; “Karakol Cemiyeti ve dolayısıyla Kara Kemal’in amacı Anadolu’da Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele Hareketini bir İttihatçı hareket haline sokarak etkisi altına almaktı. Bu hedefte, başta eski Maliye Nazırı Cavit Bey olmak üzere birçok İttihatçı kodamanlar birleşmişlerdi.”  
   Bu çalışmaları fark eden Mustafa Kemal, 9 Ağustos 1919’da bütün kuruluşlara gönderdiği bir genelgeyle “cemiyetle bir ilişkisinin olmadığını” belirtmiştir. Ayrıca Sivas Kongresi sonrasında cemiyet liderleriyle görüşerek, Milli Hareketi İttihatçı bir hareket gibi göstermenin yanlışlığına işaret etmiş ve cemiyetin bu tür çalışmalarına bir son vermesini istemiştir. Çünkü liderlerinin büyük bir bölümü ya dış ülkelere kaçmış ya da hapis edilmiş olan bu harekete halkın destek vermeyeceğini bilmektedir..Daha sonraları Mim Mim Grubuna daha çok ağırılık vermişse de ; Kurtuluş Savaşı sonuna kadar iki örgütten de sonuna kadar faydalanmıştır..


( “Cumhuriyet Tarihi Yalanları” SİNAN MEYDAN ; “Kurtuluş Savaşı” OSMAN ÖZSOY ) 
     
     
 

Leave a reply:

Your email address will not be published.