227 ) ANNELER GÜNÜ İÇİN …

  “BEN  ANNEYİM…
   Seni, bir hücreden yaşamaya layık bir canlı haline getiren benim. Seni ıstırapların en büyüğüyle doğurdum ; sevinçlerin en büyüğüyle kollarıma aldım. Sana ilk davranışı, ilk gülüşü, ilk bakışı, ilk heceyi ben öğrettim. Seni karşılıksız, çıkarsız, tertemiz, ilk ben sevdim. Sana hayatta ilk gerekli olacak dersleri ben verdim. Senin yüzünden ilk acıları ben duydum. İlk ağlayışlarını benim göğsümde dindirdin. İlk sırrını bana açtın. İlk dost beni edindin.
   BEN ANNEYİM !..
   Bana her zaman güvendin. İlk aşkını ben hissettim. Üzüntülerin benim üzüntülerim oldu. Seni pencerelerde bekledim, gelişinde kapılara koştum..Seni her zaman aynı duygularla bağrıma bastım, seninle gurur duydum, seninle taçlandım, onurlandım..
   BEN ANNEYİM !..
   Ben, Tanrı’nın en büyük lütfuna layık görülmüşüm. Ben bereketim. Ben Tanrı gibi insan yaratabiliyorum. Ben yeryüzünde iyi ve güzel, kötü ve çirkin her şeyin sorumluluğunu taşıyorum. Uygarlık benim, geçmiş benim, gelecek günlerin umudu benim..
   BEN ANNEYİM !..
   Ben insanlığın başı ve sonuyum. Ben hayata şekil veren sanatkarım. İstediğim renkleri kullanır, istediğim gibi yontarım. Beynine ilk nakşolacak sözler benim, kalbe ilk yerleşecek duygular, benim duygularımdır. Ben cennet ve cehennemim. Ben istersem sevgi, kardeşlik ve dostlukla büyütürüm ; istemezsem kinle, düşmanlıkla içini doldururum. Ben dünyaya düzen veren iradeyim..
   BEN ANNEYİM !..
   Ben sabır ve tahammülüm. Ben en yumuşak ve en sertim. Cesur olmayı nasıl benden öğrendinse, korkuyu da ben sana öğrettim. Seni ilk öpen ve ilk döven benim. Sevmek, aşık olmak, şefkat, kin, dostluk ve düşmanlık duygularının hepsi bende..
   BEN ANNEYİM !..
   Bir acı duyarken beni çağırırsın. Ben teselliyim. Ölsem bile gözüm arkamdadır. Ben endişelerin derin kuyusuyum. Kendi içime düşerim. Ben bütün ilgilerin odağıyım. Cömert olduğum kadar hasis, kıskanmaz göründüğüm derece de kıskancım.
   Evet, seni kıskanırım. Sen benim eserimsin, sen benim emeğimsin. Sen benim güzel günlerim, geçen ömrüm, bütün anılarımsın. Seni kıskanırım. Seni bu duygumla bunaltır, isyan ettirir, üzerim. Seni kendime hasretmek isterim. Bunun için kıskanırım seni..
   BEN ANNEYİM !..
   Ben saygının mihrabıyım. Önümde diz çökmeni isterim. Gönlünde yer etmeyi isterim. Hakkım ödensin isterim. Unutulmaktan korkarım. Baş üstünde ve baş köşende yerim.
   Bu benim hakkım.
   BEN ANNEYİM !..
   Ve son nefesimde…
   Her zaman…
   Sütüm ve hakkım helal olsun yavrum derim…”
( SADUN TANJU)( Vatan Gazetesi, 1957 )

   Sanal alemden sana ikinci kez seslenişim bu anne..
   Günler, haftalar, aylar ve yıllar ne kadar hızlı gelip geçiyor ; seni kaybedeli on yıl, iki ay olmuş bile !..
   Seni kaybettikten sonra sanki daha da bir büyüdüm anne, daha da yaşlandığımı anladım..
   İnsan kaç yaşında olursa olsun, bir annenin varlığının daima arandığına bir kez daha inandım…
 
  “Her anneler gününde  sen uyurken
   çocukluğumun güzel günlerine el sallıyorum
   anneler gününü kutlarken
   seni uyandırmamak için
   sessiz sedasız seni seviyorum..”

   Batı Virginia’lı öğretmen Anna Jarvis, 9 Mayıs 1905’de annesini kaybeder ve bundan iki yıl sonraki ölüm yıl dönümünde evine çağırdığı arkadaşlarına, her yıl anneler günü adı altında bir kutlama yapılmasını önerir. Bu zaten, annesinin de sağlığında sık sık bahsettiği, kızına da aşıladığı bir düşüncedir. Anna, 10 Mayıs 1908’de, annesinin yirmi yıl ders verdiği Grafton’daki Andrews Metodist Pazar Okulu’nda, 407 çocuk ve annelerinin katılımıyla ilk anneler gününü gerçekleştirir. Vaazdan sonra tüm çocuklara, annesinin en sevdiği çiçek olan karanfillerden hediye eder..
   Öneri ABD Temsilciler Meclisi tarafından hemen benimse de, Kongre karşı çıkar. Anna, yılmadan çalışmaya devam eder. Mektup kampanyası başlatır ve bu, yıllarca sürer.. Bu arada, anneler günü kutlamaları yaygınlaşmaya başlamıştır. Sonunda, Başkan Woodrow Wilson, 1914 yılında, mayısın ikinci pazarını Anneler Günü ilan eder..
   Anneler Gününün tescil edilmesini sağlayan Anna Jarvis’e ne olmuştur acaba daha sonraları ?..
   Önce, Anneler Gününü ticaretleştirdikleri gerekçesiyle birçok dava açar, kaybeder.. Mutsuz bir aşk öyküsünün ardından evlenmemeye karar verir.. Sırasıyla ; kız kardeşini, evini ve sağlığını kaybedip devletin ve arkadaşlarının yardımlarına muhtaç hale gelir. 1948 yılında 84 yaşında, özel bir sanatoryumda yaşama gözlerini kapar..

   Sanal alemden hoşuma giden bazı satırları sizinle paylaşmak istiyorum izninizle…

…”İyi ki annem var” dedirten gün…

..“Anneler Günü ; sadece bir günlük bir hediye trafiği, sevgi gösterisi demek değildir.”

…”Anne olmak isteyen fakat olamayan kadınların içlerindeki burukluğu bir kat daha artıran sembolik gün”..

…”Bir anne için en güzel hediye, çocuğun kendisidir. Anneler gününde gidilir, bir güzel kucaklanır ve kocaman bir öpücük verilir. İlana, filme, reklama hiç gerek yoktur..”

ANNELER GÜNÜ


yeşildir artık yüreğinde kara bulut 
bugün anneler günü annem beni unut 

evde acılar koynuna yangelip yatmış 
inadına giyin sen de mayısa batmış 
yürü sokakta çocukların düşü aksın 
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın 

diline genç anılarından bir türkü seç 
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç 
ıslanırsa anıların güneşte kurut 
senin günün bugün unutma, beni unut 
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur 
durma eteğinden beni bir daha savur 

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut 
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk 
gözünde gözümde gözlerinde bin umut.. NEVZAT ÇELİK

                                           TÜM  ANNELERİN GÜNÜ KUTLU OLSUN….
 

 



   an gelip yatmış 
inadına giyinsen de mayısa batmış 
yürü sokakta çocukların düşü aksın 
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın 

diline geç anılarından bir türkü seç 
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç 
ıslanırsa anıların güneşte kurut 
senin günün bugün unutma beni unut 

gök mavi, deniz mavi tam kııysında dur 
durma eteğinden beni bir daha savur 

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut 
koşuyor sana kısa pantalonlu çocuk 
gözünde gözümde gözlerinde bin umut …

   evde acılar koynuna yan gelip yatmış 
inadına giyinsen de mayısa batmış 
yürü sokakta çocukların düşü aksın 
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın 

diline geç anılarından bir türkü seç 
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç 
ıslanırsa anıların güneşte kurut 
senin günün bugün unutma beni unut 

gök mavi, deniz mavi tam kııysında dur 
durma eteğinden beni bir daha savur 

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut 
koşuyor sana kısa pantalonlu çocuk 
gözünde gözümde gözlerinde bin umut …

Leave a reply:

Your email address will not be published.