197 ) İNSAN, GERÇEKTEN DE DÜŞÜNEN TEK HAYVAN MI ?..

   
 
   New York’taki Riverside Kilisesi’nin beyaz duvarlarına oyulan kabartmada altı yüz insanın yüzü vardır. Bunların on dördü bilim insanlarına aittir. M.Ö. 370 yılında ölen Hipokrates’ten 1955 yılında ölen Einstein’a kadar uzanan yıllardan seçilen bilim insanı sayısı yalnızca on dörttür !..
   Manhattan’ın bu ünlü kilisesine yolu düşenler, bilim insanlarının sayısının neden az olduğu sorusu yerine, Einstein’in onca bilim insanı arasından sıyrılıp, orada nasıl yer edindiğine yanıt ararlar.. Bilmezler ki, bilim tarihinin on dört isminin belirlenmesi için, önde gelen bilim insanlarının gönderdiği tüm mektuplardaki tek ortak isim Albert Einstein’dır !..
   
   1933 yılında Hitler’in iktidara gelmesiyle birlikte, Nazilerin önündeki bütün engeller kalkmıştır. Nefret edilenler listesinin en başında Einstein vardır. Başına ödül koyulur. S.A militanları Berlin’deki dairesini ve Caputh’daki evini basarak her şeye el koyarlar. Dairesi ve evi mühürlenir. Berlin bankalarındaki 30.000 markına el koyulur. O sıralarda Amerika’da olan Einstein’a ulaşmak için kızlarını bile rehin almayı planlarlar ama onlar Paris’e kaçınca plan suya düşer. Karısıyla Amerika’dan dönen Einstein, Belçika’nın Le Coq Sur Mer şehrine yerleşir. Belçika kraliyet dedektiflerinin koruduğu Einstein bir gün bir Alman dergisinde yayımlanan, rejimin en büyük düşmanları arasında kendi resmini görür. Resmin altında “Henüz Asılmadı” yazıyordur !.. Bunun üzerine, Türkiye’den İstanbul Üniversitesi’nin de aralarında olduğu üniversitelerden teklifler almasına rağmen, 1933 Eylülünde, Princeton Üniversitesi’nin teklifini kabul ederek A.B.D.’ye yerleşir..
   

   18 Nisan 1955’de Anevrizması patlayarak ölen Einstein, vasiyeti uyarınca, krematoryumda basit bir törenle yakılır, külleri de Delaware Nehrine serpilir. Ama yakılmayan tek şey beynidir.. Otopsiyi yapan Dr. Thomas Harvey, büyük oğul Hans Einstein’dan beyni saklama izni alır ve yıllarca formaldehit içinde saklayarak, araştırma yapmak isteyen kişi ve üniversitelere örnekler verir. Örnekler yıllar boyunca ayrıntılı bir şekilde incelenir.
   Berkeley, Kaliforniya Üniversitesinden Dr. Marion Diamond, beyin dilimlerini mikroskopta incelediğinde, onların oldukça farklı olduğunu görür. Beynin matematikle ilgili kısmındaki gilial hücreler ( beyin yapısını destekleyen hücreler), normal bir insana göre çok daha fazladır. Philadelphia’dan Dr. Lucy Rorke ise aynı fikirde değildir. Beynin birçok ince dilimini inceleyen Rorke ; beyinde olağanüstü bir özellik olmadığını, ancak Alzheimer hastalığına dair bir belirtinin bulunmadığını rapor eder..

   İnsan beyni ortalama 1400 gramlık bir ağırlığa sahip ve bunun da % 90’ı su !.. İlginç değil mi ?.. Bir ilginç bilgi de şu : Göz, bir anda beyne 1,5 milyon bilgi sinyali gönderiyormuş..
   Bazı hayvanların beyin ağırlıkları ise şöyle : Balina : 8 kg. ; Fil : 6 kg. ; At : 500 gram ; Şempanze : 400 gram Aslan : 240 gram ; Koyun : 140 gram ; Köpek : 92 gram ve Kedi : 30 gram…

  

   Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Washoe, beyni 400 gram olan ve eğitilen bir şempanzenin adıdır.
21 Haziran 1966’da, Allen ve Beatrix Gardner adlı bilim insanları tarafından on dört aylıkken satın alınan Washoe’nun apayrı bir önemi vardır : İnsanın doğadaki tek “düşünen hayvan” olduğu efsanesini yıkan şempanzedir !..
   Gardner çifti evlerinin bahçesinde baktıkları Washoe’ya dilsizlerin el işaretlerini öğretir ilk önce. Şempanzenin yanındayken kendi aralarında hiç konuşmamayı kararlaştırırlar. Bilimsel çalışmalarda bir şempanze on beş gün boyunca içinden gelir de, bir kelimeyi günde en az bir kere kullanırsa, o kelimeyi öğrenmiş kabul edilir. Washoe yirmi iki aylıkken 34, kırk aylıkken 92 kelime öğrenir. İlk öğrendiği kelime ise “more” yani “daha fazla” dır..
   Sözcük dağarcığı gelişen Washoe, adını bilmediği eşyalara ad koymaya başlar. Buzdolabını bilmemektedir örneğin, ama dağarcığındaki sözcüklerle onu şöyle tanımlar : “Aç-Ye-İç” !..
   1970 yılında, Gardner çiftine verilen maddi destek bittiğinde Washoe 130 sözcük bilmektedir. Hayvanat bahçesine konulma ve pek çok şempanzenin ölümüne neden olan bilimsel deneylerde kullanılma riskine karşı Gardner çifti, Oklahoma Üniversitesi’nde ders verdikleri yıllarda öğrencileri olan Roger ve Debbie Fouts’a teslim ederler Washoe’yu. On beş şempanzelik bir gruba katılan Washoe, yeni arkadaşlarının işaret dilini bilmediklerini gördüğünde onlara şöyle seslenir : “Pis Maymun !” .. Washoe’ya “pis” sözcüğü “kirli” anlamında öğretilmiştir. Oysa Washoe bu sözcüğü hakaret anlamında kullanmıştır. Bu şaşırtıcı gelişme ve Washoe’nun diğer şempanzelere öğrendiklerini anlatma çabası, insanlara özgü sanılan zekanın maymunlarda da var olduğu gerçeğini gözler önüne serer !..
   İki çocuğu olur Washoe’nun. Ne yazık ki ikisi de yaşamaz. İkinci çocuğu doğar doğmaz öldüğünden, gösterilmez Washoe’ya. Ölüm haberini vermek için yanına gelen insanlara şunları söyler : “Bebek-Tut-Tut”.. Karşısındakilerin bakışlarından her şeyi anladığında, “O öldü- O bitti” der ve çekildiği köşede oturarak başını öne eğer !..
   Bilim otoriteleri Washoe’nun zeka sahibi olduğunu kabul etmek istemezler. Çünkü, kanunlara göre zeki, düşünebilen canlılar üzerinde deney yapılamaz. Bilim deneylerinde kullanılan canlılar arasında maymunlar geniş bir yer tutmaktadır. Bu “doğal kaynağı” kaybetmek istemeyenler, Washoe’nun zekasını görmemezlikten gelirler. Washoe ise, kendisine getirilen on aylık şempanzeyi önce reddeder, aradan birkaç gün geçtikten sonra “Benim-bebek” diyerek sarılır.
   Washoe’nun bebeği, annesi bilimsel deneylerde ölen bir şempanzedir !..

 

Leave a reply:

Your email address will not be published.