172 ) KADERİN BİR OYUNU !..

    

   Lordun arabası bir köy evinin önünde durur. Atların koşarken çıkardığı sesi önceden duyan çiftçi Fleming, kapının önündedir. Arabadan inen Lord, Fleming’e doğru yaklaşır : “Oğlumun hayatını kurtardın. Sen olmasaydın yaşamıyor olacaktı. Sana borcumu ödemeliyim” der. Çiftçi Fleming, kendisinin yerinde kim olsa aynı şeyi yapacağını söyler.
   Tarlada çalıştığı bir gün, yakındaki bataklıktan bir ses duymuş ve koştuğunda beline kadar çamura gömülmüş bir çocuk görmüştü. Hiç düşünmeden bataklığa girmiş ve bin bir zorlukla da olsa çocuğu kurtarmıştı. İşte, karşısında duran, o çocuğun babasıdır. Fleming, insanlık görevini yaptığını ve bunun karşılığında maddi bir şeyi asla kabul etmeyeceğini söyler..
   Tüm bunlar konuşulurken, çiftçinin yanında duran çocuğa doğru kayar lordun gözleri. Çelimsiz çocuk, evlerinin önünde o güne kadar görmediği at arabasına ve lordun kıyafetine bakmaktadır hayranlıkla..Lord Randolph, masraflarını karşılamak üzere Fleming’in çocuğunu, hayatını kurtardığı kendi oğlunun okuluna göndermeyi teklif eder.
   Ülkenin en iyi okullarında okuyan çocuk doktor olur ve adını 1928 yılında penisilini bulan Alexander Fleming  yazdırır bilim tarihine !.
.

   Çiftçi Fleming’in bataklıktan kurtardığı çocuk, ağır bir zatürreye yakalanır büyüdüğünde. Bir kez daha Azrail’ in gölgesi altındadır. Bu kez Alexander Fleming yetişir imdadına ve penisilin sayesinde ölümden kurtulur.. Çiftçi Fleming, lordun oğlunu o gün kurtarmasaydı, kendi oğlu ünlü bir bilim adamı olmaya giden eğitim yolunu yürüyemeyecekti… Ve o yolun sonunda, lordun oğlu ölümün karşısında ikinci kez galip gelmeyi başaramayacaktı !.. Lordun oğlu Winston Churchill idi !..
 
   İlk kez 1900’de parlamentoya seçilen Churchill, Muhafazakar Parti üyesiydi. O dönemde kullanılan terimle Unionist, Muhafazakar, ya da daha eski deyimle “Tory” idi. Ancak 1904’de, çok sert geçen bir serbest ticaret tartışmasında, parlamento salonunda karşıya geçerek Liberallere katılmıştı.
   Churchill’e, politik dönek olarak, iki partinin de güveni yoktu. Sosyal ve ekonomik konularda Liberal eğilimli olmakla birlikte, dış politika ve savunma konularında muhafazakar görüşteydi. Churchill, doğası gereği saldırgan olması yüzünden Liberal Parti’nin idealist barışçılık eğilimine de fazla bir sempati duymuyordu.Savaş dehasını İngiltere’nin en büyük generali olan atası Marlborough Dükü’nden almıştı ; üniversite yerine askeri akademide eğitim görmüş ; subay olarak aktif görevlerde bulunmuştu ve askerlik mesleğine hayrandı..
   Churchill Birinci Dünya Savaşı’nın başında kısa bir süre, İngiltere’nin ulusal kahramanı oldu. Kabinenin izin vermemesine rağmen, barışın son günlerinde, kişisel inisiyatifiyle, donanmayı seferber etmiş ve ani bir Alman saldırısına karşı korunaklı olan Scapa Flow’a göndermişti. Davranışı yasalara uymuyordu ama olaylar onu haklı çıkardı ve İngiltere’de herkes tarafından alkışlandı.
   İngiltere’nin savaşa girmesini izleyen günlerde Churchill’in en şiddetli politik düşmanları bile kendisine mektuplar yazıp hayranlıklarını bildirdiler. Yaşamanın geri kalan bölümünde en çok gurur duyduğu şey, savaş başladığında donanmayı hazır bulundurması olmuştur.
   O dönemde Kraliyet Donanması adına, parası ödenmiş, Osmanlı savaş gemilerine el koyması da aynı derece takdir toplamıştı. 12 Ağustos 1914 tarihli “Tatler”de Churchill’in, karısıyla çekilmiş fotoğrafının üstündeki başlık şöyleydi : “BRAVO WİNSTON ! Acil Seferberlik ve İki Yabancı Dretnotun Satın Alınması, Gayretin ve Aklın İçin Çok Şey Söylüyor.”..
   Savaş gemileri, “Reşadiye” ile biraz daha büyük olan “Sultan I. Osman”dı. Her ikisi de İngiliz tersanelerinde yapılmıştı ve çok güçlüydüler. Churchill bu gemilerin Osmanlı İmparatorluğu için büyük önemini biliyordu. Fakat Krallık Donanmasının Almanya üzerinde sadece yedi dretnotluk bir üstünlüğü vardı. Türkler için inşa edilmiş bu iki dretnot İngiltere’ye büyük bir güç sağlayacaktı. Aynı şekilde bunların Almanya’nın ya da müttefiklerinin eline geçmesi, bu defa dengeyi İngiltere aleyhine bozacaktı..
   Savaşın başlamasından önceki hafta, yabancı gemilere el konulması sorunu ilk kez 28 Temmuz 1914 Salı günü, Churchill’in, Üçüncü Deniz Lordu Sir Archibald Moore’a sorduğu şu soruyla başlamıştı : “İngiliz tersanelerinde tamamlanmak üzere olan iki Türk savaş gemisine el konulmasında ve mali konular üzerinde ne tür idari girişimler yapılabileceğine ilişkin ayrıntılı planlar hazırlayın.”
   Amiral Moore konuyu inceledi ve Türk gemilerine el konulmasını haklı çıkarabilecek idari ya da hukuki bir çerçeve bulamadı. Dışişleri Bakanlığı’nın hukuk danışmanlarından biri kendisine böyle bir hareketin daha önce benzeri olmadığını söylemişti. Avukat, bakanlığın gerçekten gemiye gereksinimi varsa, Osmanlı hükumetini bunları satmak için ikna etmeye çalışmasını salık vermişti..
   Türkler Churchill’in aklından geçenlerden kuşkulu olmalı ki, İngiltere Dışişleri Bakanlığı, 29 Temmuz’da Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’na “Sultan I. Osman”ın yakıt ikmali yaptığını ve yapımı tamamlanmamış olsa bile İstanbul’a dönmesinin emredildiğini bildirdi. Churchill, iki yapımcı şirkete, gemilerin her ikisinin de hareketlerini hemen önlemelerini emretti. Ayrıca İngiliz güvenlik güçlerine, Türk denizcilerinin gemilere binmesine ve Osmanlı bayrağı çekmesine engel olma emrini vermişti. Çünkü yürürlükte olan uluslararası yasalara göre, bu durumda gemiler Osmanlı toprağı sayılıyordu..
   Kabine 31 Temmuz’da Churchill’in, iki Türk gemisini almasını benimsedi. İngiliz denizcileri “Sultan I. Osman” a çıktılar. Osmanlı büyükelçisi Dışişleri’ne giderek açıklama istedi, ancak kendisine savaş gemisine sadece bir süre için el konulduğu söylendi..
   Deniz Kuvvetleri 3 Ağustos’ta, “Sultan I.Osman”ın Krallık Donanması’na hemen katılması için Armstrong şirketiyle konuşmalara başladı. Dışişleri Bakanlığı o akşam İstanbul’daki İngiltere Büyükelçiliği ile temasa geçerek Osmanlı hükumetine İngiltere’nin gemiyi satın almak istediğinin bildirilmesi talimatını verdi. Sir Edward Grey ertesi gün İstanbul’a bir telgraf daha çekerek Osmanlı hükumetinin İngiltere’nin durumunu anlayacağından emin olduğunu ve “Türkiye’nin mali ve diğer kayıplarının gerekli önemle ele alınacağını” bildirdi..
   Özetle ; çiftçi baba Fleming’in hayatını kurtardığı çocuk, çiftçinin oğlunun iyi bir eğitim alıp milyonlarca insanın hayatını kurtaracak penisilini bulmasını sağlamıştı. Oğul Fleming’in bulduğu penisilin sayesinde hayatı bir kez daha kurtulan Churchill ise, aldığı kararlarla Osmanlı’yı Almanya ile ittifaka zorlayarak içinde İngilizler ve Anzac askerlerinin de olduğu binlerce kişinin Çanakkale’de yaşamlarını kaybetmesine neden olmuştu !..
     
     

Leave a reply:

Your email address will not be published.