157 ) BAZEN ŞAŞIRTAN, BAZEN DE ACITAN GERÇEKLER !…

   Son yıllarda öyle belgeler açıklandı ki adeta insanın dudaklarını uçuklatıyor !.. Örneğin Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na girişinden bir gün önce Almanya’dan beş milyon Osmanlı lirası borç almak için imzaladığı gizli anlaşmanın belgesi 1996’da yayınlandı. Almanya adına Baron von Wangenheim, Osmanlı Devleti adına Talat Paşa’nın imzaladığı 10 Kasım 1914 tarihli gizli anlaşma, Müslüman Osmanlı’nın bir Hıristiyan ülkenin komutasında “paralı asker” olmaktan daha aşağı duruma düştüğünü gösteriyordu..
   Almanya, Osmanlı’nın askerlik hizmeti karşılığında % 6 faizle borç veriyordu. Yani Osmanlı hem cepheye gidip Almanya için savaşacak, hem de Almanya’ya borçlanmış olacaktı. Tarih boyunca Müslümanların böyle utanç verici bir duruma düştüğü ne görülmüş ne de duyulmuştu…
   Almanlarla bu borç anlaşması yapıldıktan bir gün sonra, 11 Kasım 1914’de Padişah VI. Mehmed “Cihad-ı Ekber” ilan ediyordu. Dünya bu cihada, Alman parasıyla ilan edildiği için, “Alman malı cihad” adını vermişti !..
    

   Birkaç ay sonra ise, 22 Aralık’da, çok üzücü başka bir olay yaşandı. Ders kitaplarında “Sarıkamış Destanı” başlığıyla, ordumuzun kendisinden sayıca çok üstün olan Ruslarla kahramanca savaştığı ve sonunda soğuğa ve Ruslara yenilmesi anlatılıyordu.. Halbuki gerçekler çok başka ve çok acıydı. Avrupa’da Polonya cephesinde Rus ordularıyla savaşmakta olan Almanya’nın ; yalnızca Rusların gücünü bölüp kendilerini kurtarabilmek amacıyla, Enver Paşa’yı ikna ederek, yazlık üniformalarıyla Arabistan cephesinden gelen ordumuzu Allahuekber Dağları’na sürmesi sonucu seksen bin askerimiz donarak ölüyordu…

   Okuduğumda çok şaşırdığım bir başka olayın kahramanları ise Yahudiler idi.. Sultan Bayezid devrinde İspanyol Engizisyonundan kaçarak, kendisine kucak açan Osmanlı’ya sığınan Yahudilerin onca yıl sonra yaptıkları …
   Birinci Dünya Savaşı’nda Arapların bizi arkadan vurduğu çok dillendirilmişti ama Yahudilerin, “Siyon Katır Birliği” (Zion Mule Corps) adıyla oluşturdukları birliklerle, İngiliz komutası altında, Çanakkale’de Osmanlı’ya karşı savaştıkları pek bilinmiyordu. Başlarında Ze’ev Jabotinsky vardı bu birliklerin. Yahudiler yalnızca Çanakkale’de değil, 1917’de İngiliz ordusu Kudüs’e girdikten sonra kurdukları birliklerle, İngiliz komutasında Osmanlı ordusuyla savaşmışlardı.. Osmanlı sadece dindaşı olduğu Araplarca değil, beş yüz yıl topraklarında huzur içinde yaşayan Yahudilerce de vurulmuştu..
   Ama İkinci Dünya Savaşı, her ülkenin Osmanlı gibi olmadığını acı bir şekilde gösterecekti onlara..

   

   Daha 1930’larda Katolik piskoposlar, İspanya’da, Franco’nun ordusunu kutsamıştı. Faşist İspanyol basını, sık sık faşist selamı veren baş keşişlerin fotoğraflarını basıyordu. Resmi olarak Vatikan’ın İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldığı varsayılsa da, Hitler ve Mussolini’yi destekleyen Papa XII. Pius’un Nazi yanlılığı açıkça belgelenmiştir.
   Vatikan’ın başka bir devletle imzaladığı antlaşmalara “Concordat” deniyordu. İtalya ile anlaşan Hitler, 20 Temmuz 1933’de Roma’da Vatikan’la da bir concordat imzaladı. Çünkü Katolik bir anne-babadan doğmuş olan Hitler’in Yahudi düşmanlığı, Vatikan’ın Yahudi düşmanlığıyla örtüşüyordu. Vatikan görevlisi kardinaller, papazlar, Nazi toplantılarına katılıp Nazi selamı vermeye başladılar..

   Gelelim İsrail’in en büyük dostu, ağabeyi (!), Yahudi lobisinin en güçlü olduğu ülkeye ; A.B.D’ ye…
   Savaş öncesi Hitler’i destekleyen ve besleyen sanayicileri, Hitler hayranı politikacılara sahip olan Amerika.. Ne yaman bir çelişki değil mi ?..
   A.B.D. elçiliğinin kapısı önünde vize almak için bekleşenlerin ellerinde tuttukları vize başvurularında yanıtlamak zorunda oldukları sorulardan biri de şuydu : “Alman Nazi Hükumetinin veya onun müttefiki ya da işgal ettiği bir bölgenin hükumetinin dolaylı veya dolaysız kontrolü altında, herhangi bir kimseye ırk, din, ulusal köken veya siyasi düşüncelerinden ötürü eza edilmesine emir, teşvik, yardım veya başka türlü katkıda bulundunuz mu veya hiç soykırıma katıldınız mı ?”
   Soruya bakılırsa, A.B.D’nin faşizme karşı cephe aldığı, ondan bir hastalık gibi korktuğu sanılır..Oysa, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1946’da, Amerika’da bulunan ve kısa adı JIOA olan Joint Intelligence Objectives Agency ( Birleşik İstihbarat Amaçları Servisi) Nazi biliminsanlarının araştırma planlarına dahil edilmesini önerir. Böylece “Paperclip” operasyonu başlamış olur. Operasyon, A.B.D’ye girmek için doldurulması gereken formlara, söz konusu Nazilerin ayrıcalığını belirten bir notu tutturmaya yarayan “ataç”tan alır adını..
   Bu uygulamayla, 1970’li yıllara kadar yaklaşık 1.600 Nazi bekletilmeksizin, el üstünde tutularak ülkeye kabul edilir ve de kendilerine vatandaşlık hakkı verilir !.. Nürnberg Mahkemesi’nde yargılanmaları gereken Nazi biliminsanlarına ayrıcalık tanınmasının ortaya çıkması üzerine JIOA Başkanı Bourguet N.Wev bir açıklama yapmak zorunda kalır : “Alman biliminsanlarına gelince, ulusal güvenliğimiz açısından Nazizm’in artık ciddi  bir tehlike oluşturmadığı açıktır. Dünyayı tehdit eden en büyük tehlike Komünizm’dir.”
   Toplama kamplarında kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden binlerce insanı kobay olarak kullanan Naziler ; Teksas’da bulunan, hava kuvvetlerine bağlı “Air Force’s School of Aviation Medicine” bünyesinde gerçekleştirilen radyasyon denemelerine katılırlar. Kobay olarak mahkumların kullanıldığı denemelerde yüksek basıncın etkisi, oksijensiz kalma ve soğuğa dayanıklılık gibi Nazi kamplarında savaşın bitimiyle yarım kalan uygulamalar devam ettirilir. Öyle ki, okulun yöneticisi olan General O. Benson, 1951 yılının Mart ayında şunları söyler : “Almanya’dan getirilen biliminsanları çok işimize yaradı ; bir grup daha istiyoruz..”
   A.B.D.’nin kucak açtığı Naziler arasında Reinhard Gehlen adlı faşistin apayrı bir önemi vardır. Hitler’in baş casusu olan Gehlen, Amerika’da CIA’in kurucusu olur !..
   Ordunun Kontra Servis Birliği (Counter Intelligence Corps) Gehlen’e yakın olan altı yöneticinin de Nazi olduğunu ortaya çıkarır. CIA’i oluşturan Naziler arasında en tehlikelisi Dr. Franz Alfred Six ve Emil Augusburg’ dur..
   Toplama kamplarında on binlerce insanı katletmekten dolayı savaş suçlusu aranılan bu iki faşistten Dr. Six tutuklanır. Augusburg ise “bilgilerinden” yararlanılmak üzere Kontra Servis Birliğine dahil edilir.
   CIA’e çalışan Nazilerden biri de “Lyon Kasabı” olarak anılan Klaus Barbie’dir !…  
     

Leave a reply:

Your email address will not be published.