147 ) UÇTU UÇTU, ENVER PAŞA UÇTU !..

   Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da çoban ateşleriyle başlattığı direniş tüm ülkeye yayılırken, Berlin’de bulunan Enver Paşa da, Türklere destek olan Rusya’ya gitmeye karar verir. Kara ve deniz yolunu kullanarak Moskova’ya ulaşmak hem uzun hem de tehlikeli olduğundan, geriye kalan tek çare, Almanya’dan bir uçakla havalanmaktır..
   Almanya’da bir uçak bulmak zor olmaz. Asıl sorun, uçağın ne amaçla satın alındığının duyulmaması, sınıra nakli sırasında dikkat çekmemesidir. Bir uçağın Rusya’ya doğru uçmak üzere hazırlandığını savaş galibi ülkeler duyarsa, Alman hükumetinin buna izin vermeyeceği haberi Enver Paşa ve arkadaşlarına el altından iletilir.
   Enver Paşa ve Doktor Bahattin Şakir Bey, Berlin’den trenle sınıra yakın bir yerde uçuşa hazır bekleyen uçağın yanına giderler. Pilotla buluşan iki yolcu, ertesi sabah erkenden, yanlarında taşıdıkları birer küçük bavulla birlikte havalanırlar. Berlin’deki Bolşevik merkezi, uçuş hakkında Moskova’ya bilgi verdiğinden, Enver Paşa ve arkadaşının tüm korkusu Rus sınırına kadardır. Geçecekleri Letonya ve Estonya, işgal altında olduklarından, uçak bu topraklar üstündeyken, haliyle iki maceraperestin yürekleri ağızlarındadır. Görülmemek için yüksek irtifadan uçan pilot, bulutlardan dolayı yönünü bulmada zorlanınca alçalmaya başlar. O an, Enver Paşa ve arkadaşı, top atışıyla vurulma korkusu yaşarlar. Fakat bu korkuyu bir süre sonra atlatırlar, çünkü uçağın motoru aniden durur !..
   Kovno kenti yakınlarına düşen uçak param parça olur. Enver Paşa ve doktor, kendilerine geldiklerinde, baygın olan pilotu da enkazdan çıkartırlar. Koşan kalabalığı görünce, Enver Paşa, telaşlanmaması, sakin olması konusunda uyarır arkadaşını. Etraflarını çeviren askerler tarafından esir alınan yolcular, Kovno’daki pis bir otelin, basık tavanlı küçük bir odasına hapsedilirler. O gün, Kovno’daki işgal gücü askerlerine Bolşevikleri taşıyan bir uçağın Berlin’den havalanarak Rusya’ya geçeceği haberi ulaşmıştır. Kenti elinde tutan İtilaf devletleri askerlerinin gördüğü tek uçak Enver Paşa’nın bulunduğu uçak olduğundan, yolcuların fotoğrafları çekilerek kimlik tespiti için Paris ve Londra’ya gönderilir..
   Birkaç gün sonra, İtilaf Devletlerinin Kovno’daki komutanı, Enver Paşa ve Şakir Beyin Bolşevik olmadığına inanarak, yanıt gelene kadar gündüz kentte dolaşmalarına izin verir. Enver Paşa bu durumu, kaçmaları yönünde bir umut kapısı olarak görür. Çekilen fotoğrafından gerçek kimliği ortaya çıktığında, tutuklanması sürpriz olmayacaktır. Bu yüzden, kentte dolaşırlarken, kaçış planı gereği, yanlarına verilen askerin gönlünü çikolata ve konyak gibi hediyelerle kazanmaya çalışırlar. Enver Paşa, kentin yakınlarında bir Alman uçak karargahının olduğunu öğrenmiştir. Planı, bir şekilde kendilerine eşlik eden askeri kandırıp, kent dışına çıkmaktır. Aradan geçen bir hafta içinde Enver Paşa, Kovno sokaklarında bir Alman pilota rastlar. Pilotu yardım etmeye razı eden Enver Paşa’nın planı şöyledir : Bir gün, mümkün olduğu kadar kentin dış mahallelerinde gezintiye çıkacaklar ; o sırada, Alman pilot, uçağıyla yakınlardaki bir düzlüğe düştü izlenimi vererek konacak. Uçağın yanına kalabalıkla birlikte Enver Paşa, Şakir Bey ve yanlarındaki asker de koşacak. Sonrası, uçağa binip kaçmak..
   Her şey planlandığı gibi olur. Enver Paşa ve Şakir Bey, düştü sanılan uçağa doğru koşarlarken, asker de arkalarından yalpalayarak onları takip etme uğraşındadır. Çünkü, Enver Paşa askere gün boyu konyak ısmarlamış ve afyon ruhu damlattığı çikolatalardan yedirmiştir !.. Uçağın yanına gelen insanlar pervanesinin döndüğünü ve her yerinin sapasağlam olduğunu görünce şaşırırlar. Asıl şaşkınlığı yaşayacak olan ise zavallı sarhoş askerdir. Pilot, uçağın makineli tüfeğini kendisine doğrultarak bağırır : “Ellerini yukarı kaldır !.”
   Tam da o gün, Avrupa gazetelerinde Enver Paşa’nın Rusya’ya giderken Kovno’da yakalandığı haberleri çıkmıştır. Çekilen fotoğraflardan Enver Paşa’nın kimliği tespit edilmiş olsa da, bir mucize eseri kaçmayı başarmıştır.
.

   Berlin’e dönen Enver Paşa, bir kez daha uçakla Moskova’ya uçmanın yolunu aramaya koyulur. Bulur da !.. 1920 yılının yılbaşı gecesinden bir gün önce, herkes kutlama sarhoşluğu içindeyken uçacaktır. Enver Paşa ve Doktor Bahattin Şakir Bey’in bindiği uçak Almanya sınırına gelmeden, havadayken arızalanır ve hızla irtifa kaybederek yere çakılır. Uçağın düştüğü yere yakın bir köye ulaşmayı başaran iki kafadar, burada birkaç gün kaldıktan ve yaralarını tedavi ettikten sonra bir kez daha Berlin’e geri dönerler !
   Enver Paşa, Moskova’ya uçakla gitmek konusunda ısrar etti mi dersiniz ? Evet !.. Ama bu kez uçağın sağlamlığını denemek için tecrübe uçuşları yapmasını isteyecek ve de haklı çıkacaktır : Uçak, bu uçuşlardan birinde düşerek parçalanacaktır..
   Dördüncü denemede iki kafadara biri daha katılmıştır : Berlin’e gelen Cemal Paşa !.. Enver Paşa, uçuş denemelerini başarıyla yapan uçağa binme kararı vererek yeniden Moskova’ya doğru havalanır. Havadayken, yaşadığı düşüşlerin etkisinden olsa gerek, Enver Paşa motorların sesini beğenmediğini söyleyerek pilottan geri dönmesini ister. Oysa pilot, geri dönse de, motorların uçuşa engel olmayacağını, küçük bir bakımdan sonra yeniden havalanabileceklerini söyler. Birkaç gün sonra, Enver Paşa, Moskova’ya uçakla gitmek için beşinci kez yola koyulur !..
   Berlin’den havalanalı bir saat olmuştur ki, motorlarından biri duran uçak yalpalayan bir uçurtma gibi düşmeye başlar ! Pilot, uçağı yere bin bir zorlukla indirmeyi başarsa da, parçalanmasına engel olamaz. Enver Paşa bir kez daha düşmüştür !..
   
   

   Doktor Bahattin Şakir Bey pes etmiştir !.. Cemal Bey’le birlikte, Rus esirleri kafilesine katılarak Moskova’ya gitmeye karar vererek yola koyulurlar.. Enver Paşa ise kararlıdır : Moskova’ya uçarak gidecektir !. Bu defa, içine bir yolcu alabilecek bir uçakla havalanır. Havada arızalanan uçak pilotun gayretiyle Danzig’e iner. Enver Paşa uçağı bir an önce tamir etmesi için pilota dil döker. İngilizlerin işgali altında olan Danzig’de yakalanması her şeyin sonu demektir. Bu sefer şans kendisine güler ve kısa sürede onarılan uçak yeniden havalanır. Uçuş esnasında bir kez daha arızalanan uçak Königsburg kenti yakınlarına iner. Tekrar tamir edilir ve tekrar havalanır. Bir süre sonra benzin almak üzere Estonya’ya inerler. Burası Bolşeviklerin elindedir ama şanssızlık burada da yakasını bırakmaz ; onu Almanya’ya kaçan bir Alman kontu sanarak tutuklarlar ve Reval kentinde hapse atarlar. Bu bölgedeki Alman kontları kaçmak isterken yakalanmakta ve mahkemelerde idama mahkum edilmektedirler. Daha da kötüsü, Estonya’daki çiftliklerden birinde çalışan bir köylü Enver Paşa’yı görünce şöyle diyecektir : “Ben bu Alman Kontunu tanıyorum. Çiftliğin sahibi idi. Onun yanında çalışırken bir gün bana tokat atmıştı !”
   Enver Paşa yanına para almadığı için, hapiste her öğün önüne konulan taze fasulyeyi yemek zorundadır. Parası olan tutuklular dışarıdan yemek getirtebilirlerken, Enver Paşa her gün fasulye ile karnını doyurmak zorundadır. Haşlanmış fasulye yemekten rahatsızlandığı için, para kazanmak amacıyla, Bolşeviklerin portrelerini yapmaya başlar. Kazandığı paralarla sağlığı da düzelmeye başlar. Ünü kulaktan kulağa yayılan Enver Paşa’dan hapishane müdürü de resmini yapmasını ister. Enver Paşa ve yaptığı resim karşılığında para almadığı müdür dost olurlar. Öyle ki, bir dönemin anlı şanlı harbiye nazırı, müdürün evine gitmekte, birlikte yemek yemekte ve ailenin resmini yapmaktadır.
   Aradan geçen üç aydan sonra Almanya ve Estonya arasında imzalanan barış antlaşması imdada yetişir. Enver Paşa, “esir Alman kontu” sıfatıyla, trenle Berlin’e geri döner !..
   Bu arada, Doktor Bahattin Şakir Bey ve Cemal Paşa çoktan Moskova’ya ulaşmışlardır !.. Enver Paşa da sonunda Rusya’ya geçmeyi başarır ; elbette kara yoluyla !…
      

Leave a reply:

Your email address will not be published.