130 ) KARDEŞ Mİ, KALLEŞ Mİ ?!.. ( 2 )

   1980 Kasım ayında Jimmy Carter, A.B.D başkanlık seçimlerinde Ronald Reagan’a karşı kaybeder. Böylece, en büyük hedefi küresel barış olan ve kendini A.B.D’nin petrole olan bağımlılığını azaltmaya adamış bir başkan gitmiş, yerine A.B.D’nin hak ettiği yerin, askeri güç ile elde edilmiş, dünya piramidinin tepesi olduğuna ve nerede olurlarsa olsunlar, petrol sahalarını kontrol etmenin “Bariz Kader”in bir parçası olduğuna inanan bir insan gelmiştir.
    

   Kendisine hizmet eder görünen, ama aslında hükumeti yönlendiren Başkan Yardımcısı George H.W.Bush, İçişleri Bakanı George Shultz, Savunma Bakanı Casper Weinberger, Richard Cheney, Richard Helms ve Robert McNamara gibi adamlara hizmet edecektir. Bu adamların istediklerini savunacaktır : Verdiği emirlere uyan bir dünyayı ve tüm kaynaklarını kontrol eden bir Amerika !.. Amerika tarafından yazılmış kuralları uygulayan silahlı kuvvetler ve küresel imparatorluğun CEO’su olarak Amerika’yı destekleyen uluslararası bir ticaret ve bankacılık sistemi !…
   Reagan’ın başa geçişinden kısa bir süre sonra, A.B.D karşıtı olan Latin Amerika liderlerinin başlarına talihsiz kazalar gelmeye başlar !.. Ekvador Başkanı Jaime Roldos, 24 Mayıs 1981’de ; Panama Lideri Omar Torrijos 31 Temmuz 1981’de, özel uçaklarında bomba patlaması sonucunda hayatlarını kaybederler.. İki olayda da CIA suçlanır, ama ne fayda !.. Bu iki kurbanla, gereken adreslere de uyarı verilmiş olur..
   Ne kadar yeteneksiz olduğu kendi ülkesinin aydınları tarafından bile kabul edilen ; başkan olmadan önce dış gezi olarak sadece Meksika’ya giden Bush Jr. hakkında Amerika’nın sayılı dergilerinden “Vanity Fair”, Ekim/2003 sayısında şunları yazar : “Dünyanın en güçlü iki hanedanı olan Bush ailesi ile Suud Hanedanının yirmi yıldan uzun bir süredir yakın kişisel, iş ve politik bağlantıları olmuştur… Özel sektörde Suudiler, George W. Bush’un da hissedarı olduğu, sallanan petrol şirketi “Harken Energy” yi desteklediler. Daha da yakın zamanda, eski başkan George H.W. Bush ve dostu eski dışişleri bakanı James A. Baker, muhtemelen dünyanın en büyük özel sermaye şirketi olan “Carlyle Group” adına verilen yardım toplama yemeklerinde Suudi’lerden önce göz önüne çıkmışlardır. Bugün, eski başkan Bush, hissedarları arasında terörist destek grupları ile bağlantıları olmakla itham edilen bir Suudi’nin de bulunduğu bu firmada üst düzey danışman olarak görev yapmaya devam etmektedir !..
   11 Eylül’den sadece günler sonra, bin Ladin ailesi üyeleri dahil, bazı zengin Suudiler özel jetlerle A.B.D’den dışarı çıkartılırlar. Kimse bu uçuşların yetkilendirilmesini üstlenmez ve yolcular da sorgulanmaz. Tüm bunları Bush ailesinin Suudiler ile olan uzun süreli ilişkileri sağlamıştır !..”
         

   George W.Bush’un ilk enerji şirketi “Arbusto” 1984’de “Spectrum 7” ile birleşerek kurtarılan başarısız bir şirketti. Ardından, “Spectrum 7” kendini iflasın eşiğinde buldu !.. 1986’da “Harken Energy” tarafından satın alındı. Bush, yıllık 120.000 dolar maaşla, yönetim kurulu üyesi ve danışman olarak kaldı..
   Herkes, A.B.D başkan yardımcısı olan bir babanın bu görevlendirme kararında etkili olduğunu biliyordu… Çünkü genç Bush’un bir petrol yöneticisi olarak başarı sicili bunu hak etmiyordu..
   “Harken” şirketinin, bu fırsatı, tarihinde ilk defa uluslararası ortama açılmak ve Orta Doğu’da aktif olarak petrol yatırımları aramak için kullanması da rastlantı olamazdı. Vanity Fair dergisi şöyle diyordu : “Bush’un yönetim kuruluna girmesinin ardından Harken’a harika şeyler olmaya başladı !.. Yeni yatırımlar, sürpriz finansman kaynakları, beklenilmeyen arama ruhsatları..”
   1989’da “Amaco”, Bahreyn hükumetiyle denizde petrol aramaları için pazarlık yapmaktaydı. Bu sırada başkan yardımcısı olan Bush, başkan seçildi.. Bir İçişleri danışmanı olan Michael Ameen kısa bir süre içinde Bahreyn hükumetiyle Harken Energy arasında görüşmeler ayarladı. Birdenbire Amaco gitmiş, yerine Harken gelmişti !.. Birkaç hafta içinde Harken Energy hisseleri % 20’den fazla değer kazanarak, hisse başına 4,50 dolardan 5,50 dolara çıktı !..

   Petrole olan bağımlılığı azaltma fikri ise unutuldu gitti. Reagan’ın petrol şirketlerine minnet borcu vardı ;
Bush ise servetini bir petrolcü olarak yapmıştı. Ve bu iki yönetimdeki kilit oyuncuların ve bakanların çoğu, ya petrol endüstrisinin, ya da ona sıkı sıkıya bağlı olan mühendislik ve inşaat şirketlerinin birer parçasıydılar. Üstelik son çözümlemede, petrol ve inşaat partizan değillerdi !.. Birçok demokrat da onlar üzerinden kazanç sağlayıp, borçlu duruma düşmüştü…

Leave a reply:

Your email address will not be published.