114 ) SIRLARI DÖKÜLMEYE BAŞLAYAN TARİH AYNASINDA OSMANLI : ORHAN BEY..

   

   Osmanlı tarihinde adaşı olmayan sadece dört padişah var.. Orhan Bey bunlardan biri ; diğerleri ise : İbrahim, Abdülaziz ve Abdülmecid..  Bu reformcu hükümdarın başka ilginç özellikleri de var.. Örneğin ; en uzun ömürlü hükümdar olması gibi.. Yabancılarla evlenen ilk hükümdarın o olması gibi.. İlk eşi Yarhisar Tekfuru’nun kızı Holofira (Nilüfer Sultan) , ikinci eşi Bizans kara kuvvetleri komutanı Kantakuzenos’un kızı Teodora ve üçüncü eşi, Bizans İmparatoru III. Androkinos’un kızı olan Asporçe…

 Teodora

   Türk tarih kitaplarında adının geçtiği ilk tarih, Holofira ile yaptığı ilk evliliğinin tarihi olan 1298…
   “Orhan bin Osman” gibi son derece sade bir biçimde, adına tuğra çekilen ilk Osmanlı beyi.. Saltanat süresi olarak, en uzun süre tahtta kalan üçüncü hükümdar (Kanuni Süleyman ve IV.Mehmed’den sonra)..
Orhan Bey’in tuğrası

   Başta kaldığı süre içinde hiçbir yakınını ve vezirini öldürmeyen ender hükümdarlar arasında…
   1327 ile 1336 arasında birçok değişik tartışma olması nedeniyle, tarihini yazmadan, gümüş sikke bastırarak bağımsızlığını ilan eden ve “sultan” unvanını alan ilk Osmanlı beyi.. Basılan bu ilk sikkenin altında, minicik bir “v” damgası bulunmaktadır. Bu damgayı İ. Hakkı Uzunçarşılı’nın öğrencisi, tarihçi Fahriye Arık keşfetmiştir. Bu damga, Kayı aşiretinin simgesiymiş.. Osmanlı devletinin, Oğuz Türklerine bağlı Kayı aşiretinden geldiğinin tek somut belgesidir bu sikke…

   Askeri anlamda en önemli olayların ilki ; 1329 yılı Mayıs sonu Haziran başındaki Pelekanon savaşıdır. Bu savaş Bizans ve Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birisidir. Çünkü savaştan sonra, 1331’de İznik, altı yıl sonra İzmit ; bu arada Gebze ve Hereke dahil, sahildeki tüm küçük hisarlar Osmanlı’nın eline geçecek ve böylece Anadolu tarafından Türkler İstanbul Boğazı’na dayanmış olacaklardır. Osmanlı Beyliği doğrudan doğruya Bizans’ı tehdit eden bir güç haline gelmiştir artık..
   Bir başka çok önemli olay da, Karesi Beyliği’nin ilhak edilmesidir. 1335 ile 1345 yılları arasında, Bizans ile kurduğu dostluk ve akrabalık ilişkilerine karşılık, Karesi Beyliği’ni sınırlarına katması, 1354’de Ankara’yı alması ; Osmanoğulları’nın gerektiğinde “dini ayrı olanlarla anlaşmak, soydaş ve dindaşlarla da savaşmak” ilkelerinin ilk uygulamasıdır.. Bu beyliğin toprakları olan Balıkesir, Manyas, Kapıdağı gibi yerlerin alınmasıyla ; beyliğin denizcilik tecrübelerinden de yararlanarak Osmanlı, ilk fırsatta Rumeli’ye geçti ve orada tutundu.. Eğer Karesi Beyliği dağılmayıp, Osmanlı’dan önce Trakya’ya geçip orada kalabilselerdi, belki de şimdi Osmanlı değil Karesi İmparatorluğundan bahsediyor olacaktık !..
   Diğer alanlarda da birçok yenilik Orhan Bey döneminde olmuştur.. Örneğin, bu imparatorluğu altı yüz yıl yaşatacak olan yönetim, ordu ve yargı kurumlarının ilk örgütlemesini yapmış ; Divan-ı Hümayun’un ilk çekirdeğini kurmuş, ilk veziri ( Hacı Kemaleddin oğlu Alaaddin Paşa, 1323-1340 ) atamıştır..
   Osmanlı teşrifatının ilk kuralları ; tımar ve yaya asker sınıfları ve bunların nizami giyim kuşamları da onun döneminde belirlendi..
   İlk Osmanlı medresesini 1331’de İznik’de yaptırdı ve o dönemin en ünlü İslam bilgini ve düşünürü olan Davud-ı Kayseri’yi, otuz akçe gündelikle, medresenin başına geçirdi..
   Orhan Bey’in ; Hıristiyan dünyasının ünlü kenti İznik’i bir yıl sonra başkenti yaparken, haraç ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmeleri koşuluyla, yerli halka yaşamlarını sürdürme hakkı tanıması, tekfurun kentten ayrılmasına izin vermesi, kuşatma sırasında eşlerini kaybeden Rum kadınlarla evlenen askerlerini İznik kale muhafızlığına ataması, Osmanlı siyasetinin ilk uygulamalarındandır. Oysa bağnaz Hıristiyan yazarlar, Orhan’ın bu kaynaştırıcı yaklaşımını “barbarlık” olarak nitelendirmiştir !..
   1333 yılında Anadolu’ya gelen İbn Batuta, Alanya’dan başlayarak Türk beylerine yaptığı ziyaretler sırasında “Bursa Hakimi” dediği, “Osmancuk oğlu İhtiyarüddin Sultan Orhan Beg” e de konuk olur. Gezgin, Orhan Bey’i şöyle tanıtıyor : “Bu hükümdar Türkmen padişahlarının en ulu’su olduğu kadar ; toprak, asker ve varlık bakımından da onların en üstünüdür. Yüz kadar kaleye sahiptir. Çoğu zamanını onları dolaşmakla geçirir. Her kalede bir süre kalarak sorunlarla ilgilenir. Ama anlatıldığına göre, hiçbir kentte bir aydan fazla kalmaz, düşman üzerine savaşa gidermiş.”..
   İbn Batuta İznik’ten ayrılıp Sakarya boyunca yola devam ederken, “bir Türk kadınının hizmetçisiyle birlikte Yenice’ye doğru gittiğini” anlatır ki bu, o dönemde Osmanlı topraklarındaki güvenliğin bir kanıtıdır..
   1350 yılından sonra uc boylarında, akıncılığa hevesli savaşçılar için en verimli yöre Rumeli olmuştu. Anadolu’ya yeni gelen, ya da diğer beyliklerde akıncılığın sönmeye yüz tutmasıyla, yeni uc beyi arayan delikanlılar için Rumeli yolu Osmanlılaşmaktan geçiyordu. Yani önce Osmanlı’ya katılacaklar, ondan sonra akın sahasına ulaşacaklardı. Karesi toplumunun Osmanlılaşması sürecinde görüldüğü gibi, çeşitli devletçikler, beylikler arasında bölünmüş Anadolu insanı için siyasal kılıf değiştirmek zor değildi. Çeşitli beyliklerden kalkıp Osmanlı iline gelen kişi ; dinini, dilini, töresini değiştirmek zorunda kalmadan, Orhan Gazi’yi “bey” olarak tanımakla Osmanlılaşmış olmuyordu. Bu yüzden uc boyu Osmanlı yönetiminde Trakya’ya geçtikten sonra Osmanlı toplumu, sadece fetihler yoluyla değil, diğer beylikler halkının da katılımıyla sürekli büyümekteydi..
                             

Leave a reply:

Your email address will not be published.