111 ) LADY D. İLE MISIRLI D.’NİN GİZEMLİ ÖLÜMLERİ !.. ( 3 )

    

   1999 yılı Mayıs ayının başlarında, John MacNamara eski bir MI6 yetkilisi olan Richard Tomlinson ile görüşmek üzere İsviçre’ye, Cenevre’ye uçtu. Bir zamanlar İngiliz istihbarat dünyasının tepelerinde dolaşan Tomlinson, eski işverenlerine karşı amansız bir kampanya sürdürüyordu. Çünkü Resmi Sırlar Yasası’nı ihlal ettiği suçlamasıyla 1996 ile Nisan 1998 arasında hapis cezası yatmıştı..
      Richard Tomlinson

   El-Fayed’in söylediğine göre, hem o zamanlar beş parasız olan Tomlinson (şimdi milyarder) hem de kendisi için bu, “cennetten inen bir işaret gibiydi”. Diana ve Dodi’nin ölümleriyle ilgili soruşturma yürüten Fransız yargıcına bildiği her şeyi anlatması için Tomlinson’ı teşvik etti.
   Tomlinson, verdiği yeminli ifadede, çiftin ölümünün MI6 tarafından planlandığını açıkladı. Ölümlerden önceki iki hafta boyunca MI6 ajanları Paris’teydi ve “paralı MI6 muhbiri” Henri Paul ile çeşitli toplantılar yapmışlardı. İfadesinde Tomlinson şöyle diyordu : “Paul, MI6’nın diğer suikastlarda sık kullandığı bir teknikle, tünelden geçerken yüksek güçlü bir ışık patlamasıyla kör edilnişti.”
   Cenevre’ye giden MacNamara’nın maddi sorunlarını çözdüğü Tomlinson ; bir sanat eseri olarak değerlendirdiği bilgisayarına kurduğu karmaşık bir Microsoft programını kullanarak, kendi özel ve çok pahalı Internet sitesini kurdu ve yüzden fazla MI6 görevlisinin isimlerini yayınlamaya başladı ; bunlar arasında Diana ve Dodi’nin ölümlerinden sorumlu olduğu söylenen on iki kişi de vardı. Bu ajanlar aleyhinde herhangi bir sağlam kanıt yoktu. Yine de birkaç saat içinde isimleri bütün dünyada yankılanmaya başladı.
   Şaşkın MI6, siteyi kapatmak için umutsuzca harekete geçti ama o daha birini kapamadan bir diğeri kuruldu.
Londra’daki Yabancı İşleri Ofisi, güvenlik aşımının Soğuk Savaş’tan bu yana hiç bu kadar ciddi olmadığını söyledi ; “bazı MI6 ajanlarının ve bağlantılarının yaşamları tehlikeye atılıyordu.” İran, Irak, Lübnan ve Orta Doğu’da çalıştıkları ortaya çıkarılan ajanların hemen geri çekilmesi gerekti..
   Haziran 1999’da El-Fayed’in Harrods Internet sitesi yüksek bir MI6 yetkilisinin adını açıklayınca, işler daha da ciddileşti.
   Aynı ay içinde, Diana ve Dodi’nin bulunduğu aracın kaza yaptığı yerden hızla uzaklaşırken görülen esrarengiz bir Fiat Uno, bir araba hurdalığında ezilmiş olarak bulunduğunda, bazı ilginç noktalar ortaya çıktı. Boya parçaları tünelde bulunan Uno, kazadan kısa bir süre sonra bir hurda yığını haline getirilip ezilmişti.
   Mossad bu konuda ayrıntılı bir rapor hazırlamıştı. Bu rapora göre ;
30 Ağustos Pazar, saat 00:15… Otelin lobisinde Henri Paul iki “yem aracı” harekete geçirmek için cep telefonunu kullandı…  00:19.. İki araç Ritz’in önündeki Place Vendome’dan hareket etti ve magazin muhabirleri peşlerine takıldı..  00:20.. Paul, Mercedes ile otelin arka kapısına yanaştı. Mossad’ın daha sonra görgü tanığı olarak sorguladığı biri tarafından görüldüğünde, “sinirli bir şekilde direksiyonun üzerinde parmaklarını tıklatıyordu”… 00:21… Rue Cambon’un tepesinde, bir Mossad ajanı gözlemedeydi. Daha sonra, “beyaz renkli bir Fiat Uno’nun caddenin üst tarafından geçtiğini” söyleyecekti.. Mossad raporuna göre, arabada Fransız Güvenlik Servisi DST’ten iki istihbarat görevlisi vardı.. 00:22.. Beyaz Fiat Uno, Place de la Concorde’daki trafik ışıklarından geçti. Henri Paul’ün kullandığı Mercedes, kısa bir süre için ışıklarda beklemek zorunda kaldı.
00:23… Mercedes, Alma Tüneli’ne yaklaştı. Henri Paul önünde giden Uno’yu mutlaka görmüş olmalıydı… 00:24.. Yüksek hızla seyreden Mercedes, tünelin girişindeki rampayı indi. Arka koltukta oturan Diana ve Dodi ani bir boşluk duygusuna kapılmış olmalıydı. Saniyeler sonra, tünelin içinden gök gürültüsü gibi bir ses yükseldi. Sürtünen metalin ve lastiklerin çıkardığı sesler bir süre devam etti..
   Mossad raporuna göre, birkaç saniye sonra beyaz Uno, Avenue Montaigne civarında bir ara sokağa saptı, orada bekleyen bir kamyonun arkasındaki rampadan tırmanıp kasanın içine girdi ve kapıları kapatılan kamyon hızla oradan uzaklaştı. Saatler sonra, Uno hurdalıktaki preste ezildi. Birkaç saniye içinde tanınmaz hale gelerek bir hurda parçasına dönüştü…
   Böylece, arkasında yanıtlanmamış bir sürü soru ile, birbirini seven iki genç insan yaşamlarını kaybettiler..
İsimlerinin baş harfleri olan D , aynı zamanda İngilizce’de “ölüm” anlamına gelen “Death” in de baş harfi değil miydi zaten ?..

    

Leave a reply:

Your email address will not be published.